06.04.2018

Yönetmen Koltuğu: Ingmar Bergman

8)Scener ur ett äktenskap / Bir Evlilikten Manzaralar (1973)

Bergman’ın İsveç televizyonu için çektiği altı bölümlük bir mini dizi olan Scener ur ett äktenskap, altı epizodlu bir film olarak da gayet keyifli bir seyir sunmakta. Mükemmel bir evliliğin varlığıyla başlayan film, bu evliliğin var olan ama görmezden gelinen sorunları işaret etmesiyle ve daha sonra da çok dayanamayarak çatırdamasıyla devam eder. Lakin bu çatırdayıştan sonra Bergman, karakter dönüşümlerine girişir bu kez de. Özellikle başta tanıdığımız kadın karakter ile filmin sonunda veda ettiğimiz oldukça farklı bir profil çizer. Aynı şekilde erkek karakter de tabii. Fakat Bergman’ın kadın karakterlere daha çok yoğunlaştığı ve onları perdeye daha çok yansıttığını bizzat kendi ağzıyla defalarca dile getirdiği bilindiği için kadının daha detaylı bir operasyona tabii tutulduğuna şaşmamalı.

Bergman’ın kadın karaktere yoğunlaşması ya da karakterlerin yüzlerine odaklanan kamera kullanımı gibi birkaç teknik detayın dışında Scener ur ett äktenskap’da onun alâmetifarikalarına çok da rastlamak mümkün değil. Bu filmi Bergman filmograsinin üvey evlatlarından biri olarak görmek pekâlâ mümkün. Zira derin psikanaliz çözümlemelerine, geçmişe, rüyalara rastlamadığımız, metaforlardan uzak bir film karşımızdaki.

Suyun Yüzeyi Yeterince Sarsıcı

Sadece yüzeyde olanlarla ilgilenir yönetmen bu filmde. Zaten yüzeyde olan biten de bu film için oldukça yeterlidir. Bir kadın ile erkeğin nasıl farklı tepkiler verebilen varlıklar olduğuna, evliliğin asıl amacının, işleyişinin ne olduğuna, yaşadığımız hayatı kimin yönlendirip şekillendirdiğine ya da o hayatı sürdürmemizin gerçekten ondan memnun olduğumuz anlamına gelip gelmeyeceğine dair sağlam sorular soran ve sorduğu soruları da karakterlerinin yaptıklarıyla fazlasıyla cevaplandıran bir film Scener ur ett äktenskap.

Bergman bir evlilikten manzaralar sunduğu için toplum tarafından insana dayatılan çocuk mevzusunu da eklemek konusunda kendini mecbur görmüş anlaşılan. Fakat sadece o kadar. Bergman ilk sahnede saniyelerle ölçülen bir zaman zarfında gösterdiği çocuklara bir daha hiç dönmüyor. Sadece diyaloglarda varlıklarının devam ettiğine kanaat getirdiğimiz çocukların varlığının ve bir evlilikteki her şeyden daha çok olan etkinliklerinin havada kalması dışında film, seyirciyi fazlasıyla doyurmakta. Bergman’ın bu son dönem eserlerinden olan filmin Altın Küre’de Yabancı Dilde En İyi Film ödülünün sahibi olduğunu ve günümüze kadar birçok yönetmeni özellikle bu filmiyle etkilediği de unutulmamalı. Woddy Allen filmlerine aşina olanların ya da Richard Linklater’ın özellikle Before serisinin son halkasını izlemiş olanların ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacağını düşünüyorum.