07.06.2017

Yönetmen Koltuğu: Pablo Larrain

post-mortem

3)Post Mortem – 2010

Adını 19. Yüzyılda ölen kişilerle çekilen fotoğraflara verilen isimden alan Post Mortem, morgda memur olarak çalışan Mario adlı karakterin Pinochet darbesi dönemine denk gelen hayatından bir kesit sunuyor. Faşist darbe öncesi ülkenin durumunu ve darbeden sonra yaşanılanları vererek Şili’nin yakın dönem geleceğine bir devlet memuru gözünden ışık tutan film, oldukça etkileyici. Genelde başkarakterlerini apolitik seçen Larrain, Post Mortem’de de yine böyle bir tercih yapıyor. Çevresindeki tüm politik gelişmelerden alakasız bir şekilde hayat sürdüren, tek amacının karşı komşusu olan dansçı Nancy ile evlenmek olan Mario, üzerinden ülkede yaşanılan gerilimi, faşizm çığırtkanlığı yapanları, diktatörlüğün zaferini ve hemen ardından gerçekleşen katliamları ancak bu kadar ustalıkla gözler önüne serilebilir bir film. Zira Larrain, filmde adeta dışarıdan bir göz tarafından, didaktik olmadan, akıl vermeden izlettirerek, seyircin sorgulamasını sağlar.

Özellikle faşizmin gölgesinde yapılan otopsiler üzerinden her şeyin bu kadar net anlatılması karşısında, bu yönetmenliğin önünde saygıyla eğilmekten başka yapacak bir şey yok açıkçası. Yine sadece uzun uzun izlettirdiği final sahnesiyle de sinema tarihine geçmesi gerektiğini de belirtmek isterim.