07.06.2017

Yönetmen Koltuğu: Pablo Larrain

4)Tony Manero – 2008

John Travolta’nın başrolde yer aldığı Saturday Night Fever filmindeki Tony Manero karakterine hayranlığı, şizoit bir hale gelen Raul’un hikâyesini izleriz Tony Manero’da. İzlediği filmlerdeki karakterleri gerçekten var sayan, ya da filmin gerçeklik algısına kendini kaptıran birçok insan vardı geçmişte. Özellikle hâlâ evlerde televizyonun olmadığı bir dönemde Raul, sinema salonunda izlediği filmde, kendisiyle aynı işi yapan, yakışıklı, başarılı, ışıklar içerisindeki Tony Manero karakterini öylesine içselleştirir, karakterle öylesine bir katharsis kurar ki, adeta kendini oymuş gibi düşünür. Bu özdeşlik durumu onun gibi dans etmeye, onun gibi giyinmeye, saçlarını o renge boyamaya ve en önemlisi onun dans ettiği sahnenin aynısını yapmaya kadar götürüyor işi. Raul o camdan, ışıklar içindeki sahneyi yapmak için yani gerçek bir Tony Manero olmak için hiçbir hareketten kaçınmaz. Toplumun ahlaki yargılarına, devletin koyduğu kurallara, dinin kaidelerine kısacası her şeye karşı gelir. Öldürür, çalar, yalan söyler, ihanet eder… Bu amaca giden yolda her türlü davranışı mubah gören Raul’un yaptıkları, o dönem iktidarda olan Pinochet rejiminin bir yansıması gibidir adeta.

Yönetmenin sürekli Raul üzerinden gerilim yarattığı, faşist diktatörlük düzenini, onun toplumdaki yansımalarını en net ve sert anlatan Tony Manero, elbette izlenilmesi zor bir film. Lakin bir o kadar da izlenilmesi zaruri bana kalırsa.