06.06.2017

Yönetmen Koltuğu: Pedro Costa

Kalıplara Sığmayan Bir Sinemanın Mimarı

Portekiz sineması denilince ilk akla gelen birkaç isimden biri olan Pedro Costa, sinema kariyerinde birçok meslektaşından farklı bir yol izleyen, bu nedenle de tanınmayı daha çok hak eden bir yönetmendir. 1984 yılında kısa metrajı ile kariyerine adım atan Costa, belgesel ile kurmacanın birbirini kucakladığı yapımlara imza atmasıyla kalıplara sığmayan biri olmuştur her daim. Ülkesine yetmişli yıllarda Portekiz’in sömürgesi olan Yeşil Burun Adaları’ndan göç edenlerin oturduğu Fontainhas mahallesine yolunun düşmesiyle, Costa sineması pek de alışık olunmayan bir yol izler.

Costa, bu mahallede kendine yeni bir çevre, yeni dostlar ve akıl hocaları edinir. Öyle ki mahallede tanıdığı birkaç kişi adeta onun hayatının ve sinemasının vazgeçilmezi olur. Ventura ile Vanda, Costa’nın sineması konuşulduğunda ilk anılması gereken isimlerdir hiç kuşkusuz. Birçok filmde karşımıza çıkan Vanda, tıpkı Costa’nın filmlerinin oluşum sürecinde katkısı olan ve başrolleri sırtlayan Ventura kadar vazgeçilmez bir isimdir. Neredeyse yirmi yıla dayanan bu birliktelik sürecinde, Costa filmografisini sıkı takip edenler, Vanda ile Ventura’nın değişimine-dönüşümüne de şahit olurlar.

Costa, Fontainhas ile ilişkisini elbette sadece Vanda ve Ventura ile sınırlı tutmamış, mahallenin sakinlerinin hepsi ile birlikte yıllarını geçirmiştir. Costa, bazen tamamen Fontainhas’ta geçen bazen ise bir yerinden o mahalleye ya da mahalle sakinlerine dokunan filmlere imza attığı için hep öyle ya da böyle onlarla olmuştur. Üstelik hadi gündüz gidip, çekimimi yapayım, akşam da mahalleden ayrılayım şeklinde bir beraberlik değildir bu. Costa, her anını, onlar istediği kadar onlarla geçirmiştir. Costa, aynı şekilde filmlerinin gidişatını, ne kadar o gün çekim yapılacağını, ya da yapılmayacağının kararını da hep onlara bırakmıştır. Bir nevi arabayı getirip, mahalleye bırakmış ama genelde direksiyonun başına hep onları geçirmiştir.

Auteur Unvanını En Çok Hak Eden Kişi

Costa, ilk Fontainhas’ta film çekeceği zaman büyük bir ekip ile mahalleye giriş yapmış, lakin bu davranışının karşılığını almakta gecikmemiştir. Böylesine bir ekibin, yapmacıklığı ve gereksizliği üzerine aldığı eleştirileri dikkate alan Costa, zamanla üç kişiye kadar inecek bir ekip yaratmıştır böylece kendine. Costa, çok düşük bütçelerle, dijital bir kamera ve kendisine diğer tüm işlerde yardımcı olacak bir diğer kişiyle filmlerini çekmeye başlamıştır. Yapay ışık kullanmayı da bırakarak, ışıkçı ihtiyacından da kurtulan yönetmenimiz, senaryosu, kurgusu ve akla gelebilecek tüm işleriyle ilgilenerek, filmlerinin tüm yükünü sırtlayan, auteur unvanını en çok hak eden kişidir.

Yıkık-dökük mekânların arasında, daracık sokaklarda gezinen hapsolmuş kamerasıyla başka bir dünyaya, belki de çoğumuzun giremeyeceği, girmeye korkacağı bir dünyaya sokmakta bizleri Costa. Kentlerin sineması denilince ilk akla gelmesi muhtemel olan Costa, kentsel dönüşüm adına bugüne kadar yapılmış tüm filmlerden önce anılması gereken yapımların mimarıdır.

Hiçbir filmde mekânlar bu kadar dile gelmemiş, hiçbir filmde kentsel dönüşümün sesi kulaklarımıza bu kadar nüfus etmemiştir. Adeta filmlerinin çoğuna fon müziği eylediği yıkım ve inşaat sesleri, hiç bu kadar etkileyici, bu kadar vurucu olmamıştır bana kalırsa. Sabit kamerası ve uzun plan sekansları, yıllara yayılan çekim süreçleri, seyircinin karakterleri ile özdeşlik kurmasına izin vermemesi, akıp giden bir hikâye ile algıları ele geçirmeye de çalışmaması ile anılacak, bir sinemanın yaratıcısı Costa. Seyircinin sorgulamasını, perdede gördükleri karşısında rahatsız olmasını isteyen ve bunu da fazlasıyla başaran, benzeri, taklidi bir tane daha olmayan Pedro Costa’yı anlatmaya biraz da filmleriyle devam edecek olursak;

*Yönetmenin Fontaintas’dan bağımsız çektiği belgeselleri de vardır. Lakin bu yazı da birbiriyle bütünlük oluşturacak filmlere yer verdiğim için onları bu yazının dışında bırakmayı tercih ettim.