29.11.2017

Yönetmen Koltuğu: Robert Bresson

5) Mouchette – 1967

Taklitlerinden bile başyapıtların ortaya çıktığı Mouchette, hem Bresson’un hem de tüm sinema tarihinin en sert büyüme hikâyelerinden biridir. Bresson’un filmografisi içerisinde de umuda asla kapı aralamayan, seyirciyi köşeye sıkıştırıp nefessiz bırakan bir film. Reha Erdem’in başarılı filmlerinden Hayat Var’ın çokça esinlendiği Moouchette, annesi hasta olduğu için küçük kardeşine bakan, evin tüm sorumluluğunu üstlenen bir genç kız. Aynı zamanda da çok yalnız olan, kenara ötelenmiş bir genç kız Mouchette. Bu ötelenme her geçen gün onun kendi içine kapanmasına  daha da çok sebep olur.

Kirli, yağlı saçlarını iki yandan bez parçalarıyla toplamış, yırtık çorabını ve ayağına birkaç boy büyük gelen ve her adım atışında onun geldiğini herkese ilan eden ayakkabılarını giymiş Mouchette, en başta bu hakiki görüntüsüyle bile tüm sinema tarihine örnek teşkil edecek nitelikte. Nadine Nortier’in ifadesiz, saf, hayatın kendisinin okunduğu yüz ifadesi, kusursuz modelliğiyle ete kemiğe bürünen Mouchette, tüm yaşadıkları yetmezmiş gibi finalde yaptığıyla da biz seyircileri allak bullak eder. Film bittiğinde seyircide kalan şey tam da Bresson’un istediği gibi seslerin, gördüklerimizin, hissettiklerimizin tarif edilmez ağırlığıdır.

Belki tiyatronun tüm hünerleri kullanılarak icra edilen bir sinema ile seyirciyi ağlamaktan helak edecek, Mouchette ile özdeşlik kurup, hayata lanet edilecek bu hikâye, Bresson’un kusursuz yönetmenliği ile ortaya belli bir mesafeden izleyip derin hissiyatını alabileceğimiz bir sinematografiye dönüşüyor. Üstelik yıllarca bu ve buna benzer hikâyelerin yığınla yapılmasına rağmen hâlâ hiçbiri onun verdiği duyguyu ve onun ortaya çıkardığı sinematografiyi yakalayamadı şüphesiz.

Erkeklerin sadece bir ayrıntı, bir köstek, her işi batıran, didişmekten, içmekten başka bir şey yapmayan, bir işe yaramayanlar olarak çizildiği Mouchette, tek bir kadının omuzlarında yükselen ve sonunda da yine onun nihai kararıyla son bulan tıpkı Au hasard Balthazar’daki gibi insanlıktan ümidin kesildiği bir yapım. Zira Balthazar ile Mouchette’nin yaşadıkları da sonları da bir nevi aynı olur.