15.06.2017

Yönetmen Koltuğu: Roy Andersson

4) En kärlekshistoria (İsveççe Aşk Hikâyesi) – 1970

Andersson sinemasının ilk dönemine ait olan bu film, onu ikinci dönemi yani üçlemesi ile tanıyanlar için şaşırtıcı olacaktır. Zira Andersson’un ilk dönemi ile ikinci dönemi fazlasıyla farklı bir rota izlemektedir. Bana kalırsa her ne kadar üçlemesinin yeri ayrı olsa da En kärlekshistoria’nın bugüne kadar yapılmış zaten ender sayıda olan, ilk aşk ve büyüme hikâyesini bir potada eriten başarılı filmlerden biri. Üstelik Annika ile Pär’ın bizzat bizlerin huzurunda tanışıp, âşık olmaları ve o aşkı yaşamaları öylesine saf, duru, öylesine masum ki… Büyüklerin dünyasına çok da dokunmadan, onlara bağlı ama ellerinden geldiği kadar da bağımsız, onlara uyumlu ama birçok açıdan da çok farklı bir hayat yaşar karakterlerimiz. Hayatta en mühim olan şey sonuçta kendileri ve aşkları olur. Zira büyüklerin yaşamları, yaptıkları artık onlara hiçbir şekilde mutluluk getirmemektedir.

Arada büyüklerin dünyasında yaşanılan sorunların, hesaplaşmaların, yenilgilerin gölgesi her ne kadar gençlerimize gölge düşürse de onlar her şeye rağmen umudu diri tutan bir yol izliyorlar. Birbirlerinden güç alarak hayata tutunan Annika ile Pär’ın bu muhteşem hikâyesi, bir kez daha Andersson karşısında şapka çıkarmamızı sağlıyor.