04.01.2017

Yönetmen Koltuğu: Sofia Coppola

3)Marie Antoinette – 2006

Sinemanın en çok tükettiği konulardan biri de kuşkusuz tarihe damgasını vurmuş önemli kişilerin, özellikle de önemli devlet liderlerinin hayatları olmuştur. Coppola da bir kadın olması sebebiyle sadece Fransa’ya değil tüm dünyaya adını duyurmuş, hayat hikâyesi ile gelmiş geçmiş en tartışmalı kraliçelerden biri olan Marie Antoinette’i seçmiştir. Özellikle “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” sözü ile namı yürümüş kraliçenin hayatı bir filme konu olacak denli çok detaya sahiptir. Coppola tartışmasız çok doğru bir biyografiyi seçmiştir.

Avusturya’dan küçük yaşta Fransa tahtının varisi ile evlenmek için gönderilmesinden, yıllarca kocası tarafından cinsel ilişki açısından reddedilmesinden ve bu nedenle bir süre çocuk sahibi olamamasından, Fransa’nın borç batağına saplandığı günlerde yaşamasından ve belki de bunun en büyük sebeplerinden biri olmasından, kocası, çocukları ve kendisinin hazin sonuna kadar saymakla bitmeyecek bir hayatı vardır Marie’nin (Kirsten Dunst).

Coppola bu tarihi filmi hem muhteşem kostümleri, masallardaymış gibi hissettiren büyüleyici görüntüleri ile buram buram tarih kokan bir dönem hem de döneme asla ait olmayan günümüz punk müziklerini kullanması, dönemin ayakkabılarının arasına yerleştirdiği converce ayakkabılarla tabiri caizse bir tarihi punk filmi yaratmıştır. Coppola her şey bir yana sırf bu cesur tercihinden dolayı bile takdiri hak etmekte.