04.01.2017

Yönetmen Koltuğu: Sofia Coppola

4)The Virgin Suicides (Masumiyetin İntiharı) – 1999

Jeffrey Eugenides’in aynı adlı romanından uyarlanan The Virgin Suicides, seyri oldukça zor, kasvetli ve vurucu bir filmdir. Katolik bir ailenin baskıcı yapısından dolayı beş kız kardeşin hazin hayatlarını irdeleyen film, her ne kadar bazı sahnelerinde aşırı abartıya kaçmış gibi düşündürtse de aslında tüm yaşanılanlarla film fazlasıyla gerçeğin ta kendisidir. Zira aşırı dindar bir ailenin baskıcı yapısı –babanın bir eğitimci olması bile bu durumu değiştiremiyor- aralarında birkaç yaş fark olan beş kız kardeşin hayatlarını zindana çevirir. Tam da ergenlik döneminde olan kardeşler, yaşamın keyfini çıkaracaklarına katı kurallarla örülmüş bir mabede kapatılmışlardır. Bu zulümden farksız hayata ilk isyan bayrağını çeken en küçükleri olur. Diğerleri umutlarını biraz daha zorlasalar da beyhude çabalarlar. Ve sonunda toplu isyanı hep birlikte gerçekleştirirler.

Coppola’nın en umutsuz, en içe dönük filmi olan The Virgin Suicides, bu yönlerini duygu durumunu oldukça etkileyen müzikleri ve hissedilen kasveti iki kat etkili kılan görüntüleriyle perçinliyor. Metaforlar üzerinden giderek de anlatımını güçlendiren filmde en etkili metafor ise bir ağaç oluyor. Kesilmesi gerektiğini hikâyenin başında öğrendiğimiz, kızların evlerinin önündeki ağacın sonunda tüm çabalara rağmen makus talihinden kurtulamayarak kesilmesi tam da kızların hayatını temsil ediyor. Erkeklerin ise sadece gözlemci olabildiği, etken olmak istediklerinde ise kızların buna izin vermediği filmin feminist damarı olduğunu da görmezden gelmemek gerek.

Son olarak geçen yıl yerlere göklere sığdırılmayan ve bana kalırsa kesinlikle şişirilmiş bir balon olan Mustang filminin Copppola‘nın bu filminden çok büyük oranda etkilendiğini hatta birçok sahnesini bire bir kullandığını belirtmek isterim. Ne demek istediğimi iki filmi de izleyenler çok daha iyi anlayacaklardır mutlaka.