28.02.2018

Yönetmen Koltuğu: Ümit Ünal

2)Ara (2008)

“Boşver. Geçti hepsi.”

The Betrayal, Harold Pinter

Pinter’ın oyunundan bir alıntıyla başlayan, Ünal’ın tek başına yönettiği ikinci uzun metrajı olan Ara, tek mekânda uzun bir süreci kayda alıyor. Ender (Erdem Akakçe) ile Gül’ün (Selen Uçer) tanışmasıyla başlayan hikâye, ileri ve geri atlayışlar ile on yıllık bir süreci perdeye yansıtır. Ender ile Gül’ün ilişkisine Ender’in ortağı Veli (Serhat Tutumluer) ile çocukluk arkadaşı Selda (Betül Çobanoğlu) da katılır. Selda aynı zamanda Veli’nin de karısıdır. Bu dört karakterin birbirleriyle ilişkileri iç içe geçmeye, saklanan sırlar açıklanmaya başladıkça film adeta matruşka gibi izlendikçe artıp etrafa saçılır.

Gül’ün yalnız çocukluğu ve hiçbir ülkeye, kültüre ait olamayışı, Erdem’in olmak istediği adamdan çok farklı bir yerde kendini buluşu, Veli’nin gizlediği asıl cinsel yönelimi, Selda’nın aşk, sevgi, tutku gibi duyguların arasında salınıp durması… Ender’in çocukluk arkadaşı Selda ile sevgilisi Gül arasında, Veli’nin karısı Serap ile sevgilisi Doğu arasında, Serap’ın Ender ile Veli arasında, Gül’ün ise belki de tüm bunların arasında kalması tam da filmin ismiyle uyum sağlıyor. Herkes olamamış, herkes oradan oraya savrulmuş, arada kalmış. Her ne kadar yaşadıkları arasında bir denge tutturmaya çalışsalar da başarılı olamamışlardır. Tıpkı filmde Veli’nin yaptığı unutulmaz tiradı gibi.

Ünal’ın tek mekânı oldukça etkili kullandığı Ara, aynı zamanda kurgu konusunda da yerli sinemada örneği pek görülmeyen bir örnektir. Zamanı adeta paramparça eden kurgusuyla klasik giriş, gelişme ve sonuç üzerinden ilerleyen yapıyı bozuma uğratır. Mekânlara, anılara yüklediği benzersiz anlam ile de birçoğumuzun geçmişini, yaşadığı evleri, mahalleleri, çocukken dinlediği şarkıları ve daha nicesini hatırlamasını sağlar Ara. Ve uzun bir süre kulaklarda Özgür Yılmaz’ın yorumundan Ufuklara Yaslanmış parçası silinmez kesinlikle.

Ufuklara yaslanmış yorgun dağlar sırayla…