14.06.2017

Yönetmen Koltuğu: Werner Herzog

2) Grizzly Man (Ayı Adam) – 2005

Herzog, kariyerinin belki de en ilginç belgeseline imza atmıştır Grizzly Man ile. Alaska’daki vahşi boz ayılara kendini adayan, hatta onlardan biri olmak isteyen Traedwell’ın trajedisine ortak eder bizleri. 2003 yılında boz ayılar tarafından yenilen Traedwell’in beş yıl boyunca çektiği, yüz saatin üzerindeki görüntüler, çok isabetli bir kararla Herzog’un ellerine teslim edilir. Herzog da bu akıl almaz beş yılın kayıtlarını kullanarak, kıskanılası bir belgesele imza atar.

Traedwell, Alaska’da ulusal parkta yaşayan boz ayıların yanına her yaz gitmiş ve tüm tehlikesine rağmen aylarca orada yaşamıştır. Üstelik yaşadıklarını da kayıt altına almaktan geri durmamıştır. Hatta bu misafirliklerini bir süre sonra iki kişiyle gerçekleştirmeye başlamış, sevgililerini de kendisiyle götürmüştür. Amie de bunlardan biridir. Fakat ne yazık ki Amie, Traedwell ile kaçınılmaz sonu da paylaşmıştır.

Başa Çıkılamaz Soruların Kaynağı

Traedwell’in kayıtlarda, ulusal parktaki varlığını duvardaki sinek olarak tanımlasa da aslında pek de öyle olmadığı filmi izledikçe anlaşılıyor. Zira Traedwell’in kayıtlarının bir belgeselci tarzıyla çekilmediği hemen anlaşılıyor. Kameranın her daim karşısına geçerek, ayılarla nasıl yaşadığını, onlarla nasıl iletişim kurduğunu, onlara nasıl hükmettiğini anlatıp, duruyor. Arkada da dolaşan, arada kendisine yaklaşan ayılar fon görevi görmekten öteye gidemiyor. Gerçek kayıtlarda durum bu iken, röportajların olduğu süreçlerde ise yine kamera karşısına geçmekten kendini alıkoyamayan Herzog çıkıyor karşımıza. Herzog, her zamanki gibi genel geçer belgesel algısını ters düz etmekte, müdahil olmayan yönetmen çizgisine ise adeta nanik yapmaktadır.

Bu kamera karşısına geçmekten ve kendilerini, fikirlerini empoze etmekten de asla geri durmayan Herzog ile Traedwell’i görmediğimiz zamanlar ise Grizzly Man’in değerini asıl ortaya çıkaran anlardır. Herzog, Traedwell’i tanıyan ya da olaya öyle ya da böyle müdahil olan herkesi dinliyor, farklı düşüncelerden herkesin konuşmasını sağlıyor. Traedwell’in ayılarla yaşamasını onaylamayanlardan, ona hayranlık duyanlara kadar farklı açıdan birçok kişiyi dinlerken seyirci olarak sürekli yaşananları ölçüp, biçiyoruz ve bitmek bilmez sorularla baş başa kalıyoruz; Ortada bir suçlu var mı? Traedwell’in ayıların yaşam alanına bu kadar uzun bir süre yaptığı davetsiz misafirliği doğru mu? En önemlisi ise ayıların insanları yemesi bir vahşet olarak düşünülüyor da neden insanların ayıları sorgusuz sualsiz katletmesi doğuştan gelen bir hak olarak görülüyor? İşte Herzog’un aklımıza düşürdüğü bu ve bunun gibi bir yığın soru ile tanışmak isteyenler için Grizzly Man, muhteşem bir tecrübe.