01.04.2017

Yönetmen Koltuğu: Yılmaz Güney

Yılmaz Güney

Yoksul bir ailenin iki çocuğundan biri olan Yılmaz Güney,  her zaman haksızlıklara karşı duran bir savaşçı olarak çıktı karşımıza. Sisteme karşı en büyük silahı ise düşünceleri, kalemi, oyunculuğu ama en önemlisi de gözü oldu. Kısacası ülkesinde gördüğü yanlışlıkları eleştirmek için hep kültür sanatı kullanmayı tercih etti.  Kimi zaman bir filmin senaryosunu yazarak, kimi zaman oynayarak kimi zaman da o filmi bizzat kendisi çekerek getirdi dile derdini. Bunları yaparken de asla çekinmedi, korkmadı. Her türlü baskıya karşı daha da bilinçlendi, güçlendi. Sanatı aracılığıyla savaşmasını önlemek için hakkında çıkan söylentilere de, baskılara da, hapse atılmasına da aldırmadı. Ne de olsa yola çıkarken tüm bunların başına geleceğini bilirdi. O imkânsızlıklar içerisinde imkânsızı gerçekleştiren bir sınıftan gelmekteydi. Yazmaya da, film çekmeye de devam etti tutsaklık yıllarında bile. Hayatına tüm gücüyle devam etmesinin en büyük sebebi de belki de sanata, onun gücüne duyduğu aşktı kim bilir? Hastalığın onu pençesine aldığı, sürgün yıllarında bile sinemadan ayrı duramayan bu asi savaşçı, geride yerli sinemanın baş tacı olacak nice eser bırakarak göçtü bu dünyadan. Yeşilçam’ın Çirkin Kral’ı, çocukların Yılmaz Abi’si, sinemanın başarılı yönetmeni, yoksulların, ezilmişlerin umut kaynağı, sistemin ise düşman bellediği Yılmaz Güney’i filmografisinin en değerlileriyle daha yakından tanıyalım.