01.06.2016

Züccaciye Dükkânında Bir Sinefil – 7

Efendim, sinema tarihine geçmiş kişilerin doğum ve ölüm yıldönümleri, sinemaseverler için bir anma vesilesidir. Bu günlerde hem hafızaları tazelemek hem de o kişilerin filmografileri hakkında güncel yargıları ortaya dökmek için eleştiriler, seçkiler ve çoklu katılımlarla derlenen listeler hazırlanmaktadır; biz de bu zevkli ve işlevsel akıma dahil olarak yakın zaman içerisinde anma günleri bulunan Stanley Kubrick, Kevin Smith ve Blake Edwards’ın Paths of Glory, Dogma ve A Shot in the Dark filmlerinden oluşan bir “anma paketi” hazırladık, bu paketi hem ziyaret hem ticaret düsturuyla usulca tezgahlarımıza bırakıyoruz.

Paths of Glory (1957)

Söz konusu Stanley Kubrick ise, öne sürülen her yargı eksiktir; söylenmiş ve söylenecek her kelam ise görüntümün tahakkümü altına girmeye mahkumdur. Bu hususu dile getirdikten sonra yenilmeye mahkum önermeler zincirine bir ekleme de biz yapalım: Kardaşım bu Paths of Glory size ne etti? Tamam, 2001: A Space Odyssey değil Kubrick’in, tüm zamanların en iyilerinden; yazın zirveye, zerre sıkıntı olmaz. The Shining’i de allayıp pullayın, hatta partisini kurun, oy vermezsek ne olalım. Full Metal Jacket da Paths of Glory’in evrim geçirmiş hali olduğundan kendisiyle de hiçbir şekilde problemimiz olmaz ama Barry Lyndon dediğinizde savaş baltalarını gömdüğümüz yerden çıkarmaktan başka çare bırakmazsınız bize. Hele aranızda Eyes Wide Shut’un eskizlerine bile hayran olup Paths of Glory’i görmezden gelenler var, Allah ıslah etsin onları, ne diyelim. Lafı fazla dolandırmaya gerek yok, Kubrick dendiğinde malum eserler hakkında saatlerce konuşup Paths of Glory’i ve Tarantino’nun daha ilk filmiyle saygı duruşunda bulunduğu The Killing’i anmıyorsanız samimiyet testinden geçer puan almayı beklemeyin. Daha yüksek ciro yaptıracak 2001: A Space Odyssey’i dükkana koymasını biz de bilirdik ama bizim de bir kırmızı çizgimiz var efendim, siz bakmayın yazılıp çizilenlere, Paths of Glory’i vitrinden alın ve gidin.

Dogma (1999)

Kafanızı sallasanız bir Antonioni ya da Bergman uzmanına denk geleceğinizden, doğum gününe daha 6 gün olmasına rağmen, bizim için müstesna bir yönetmen olan Kevin Smith’e bu dev isimlerin yerine seçkimizde yer vermeyi uygun bulduk. Malumunuz, Kevin Smith filmografisinin merkezinde Jüpiter büyüklüğünde bir New Jersey evreni var ve sisteme dahil olma çabaları dışındaki her filminde ucundan kıyısından bu evrene uğruyor Smith. Bu evrenin en iyi eseri olan Dogma ise, New Jersey’i dini bir hesaplaşmanın merkezi yapan, Cebrail’den Azrail’e, Jay ve Silent Bob’dan Ben Affleck’e kadar uzanan Kevin Smith dünyasının köşe taşlarıyla bezeli bir ilahi komedi olarak hem Smith filmografisi hem de dini taşlamalar içerisinde özel bir yere edinmiş durumda. Mel Brooks ve Monty Python’ın gözlerini yaşartacak kadar sert ve Kevin Smith filmografisine aşina olmayanları bile etkileyecek kadar iyi olan Dogma’yı vitrinimizin ortaya yerine bırakıyoruz; bu sıcak havalarda Bergmanlarla boğulmak istemeyenlere can simidi niyetine fırlatabilirsiniz gönül rahatlığıyla.

A Shot in the Dark (1964)

Net konuşacağız efendim: Komedi türünün evrimine yön veren ve Breakfast at Tiffany’s, The Party gibi filmlerle ardında kocaman bir gülümseme bırakan Blake Edwards’ın imzası, hiç kuşkusuz, Peter Sellers ile muazzam bir uyum yakaladığı Pembe Panter serisidir; başlı başına bir külliyat olan ve her yaştan, kesimden izleyiciyi kahkahalar boğan bu serinin en nadide parçası ise A Shot in the Dark’tır. “Shadow of Paris’’ parçası eşliğindeki açılışla alev alan ve bir an bile vites düşürmeyen bu kahkaha rallisi, soluksuz izlenen bir 24 Saat Le Mans Yarışı etkisi bırakmaktadır. Serinin yinelemeli gaglarının serpilip büyümesine olanak sağlayan ve Kato efsanesine kapı açan A Shot in the Dark’ın Blake Edwards’la birlikte ölümsüzlüğe ulaştığı kanısında olduğumuzdan gönül rahatlığıyla vitrine bırakıyoruz kendisini; Blake Edwards’ı anarken kendisini es geçmemeniz tek temennimiz.