25.09.2017

İçinden Mektup Geçen Filmler

il-postino

Il Postino

Mektuplar kimi zaman yaşadığınız yere yeni gelen biriyle iletişim kurmanızı da sağlar. Örneğin bir postacıysanız ve yaşadığınız küçük kasabaya Pablo Neruda gibi bir şair geliyorsa, bu şair sürgündeyse ve her gün onlarca mektup alıyorsa postacıyla şairin konuşması, zamanla arkadaş olması hatta şairin postacının hayatında önemli değişikliklere vesile olması kaçınılmazdır değil mi? Evet, bahsettiğim film Il Postino (Postacı, Michael Radford, 1994). Bu filmi anmak istememin nedeni mektupların açılıp okunmadan da bir iletişim kaynağı olarak kullanılabildiğini anımsatmak. Postacı Mario, mektuplarını taşıdığı şair Pablo Neruda’yla ilk önce onun ününden yararlanmak amacıyla sonrasında ise kendisinden gerçekten etkilenerek kurduğu dostluğun müsebbibi mektuplar. Öyle bir dostluk ki hem Neruda’nın hayatında unutulmaz bir anı olarak yer alıyor hem de Mario’nun gerek duygusal gerekse düşünsel hayatını şekillendiriyor. Şiire alışıyor Mario, hakları için kavga etmeyi öğreniyor, insan olmanın gereklerini düşünüyor. Hayatında bağlanabileceği bir düşünce dünyası şekilleniyor. Tüm bunlar dolaylı yoldan olsa da postacı olmasından kaynaklanıyor. Onun geçimini bile sağlayamayacak bu küçük iş, hayatını şekillendirecek kapıyı açıyor ona. Para kazandırmıyor ama dünyaları veriyor. Aşkı, emeği öğretiyor ve bunlar için kavga etmekten çekinmemeyi.

Mektup denince aklımıza gelecek sahnelere sahip birçok film mevcut elbette sinema tarihinde. Burada andıklarım dışında okuyanların da aklına gelecek onlarca film… Kapıyı aralamak bize ve oradan bakmak da okuyana düşüyor elbette.