19.09.2017

Karmaşık Sonlu Filmlerin Arkasındaki Gerçek Anlamlar

Enemy (2013)

Listedeki diğer filmlerin yanında bu film sonu itibarı ile gayet anlaşılır. Adam rolündeki Jake Gylennhaal, bir tarih profesörüdür ve kendi kopyasını keşfeder. Hikâye ürkütücü bir rüya gibidir ve sonunda Gylennhaal yatak odasına gider ve karısını dev bir örümceğe dönüşmüş olarak bulur. Tuhaf ve anlaşılmaz bu durum karşısında izleyiciler farklı görüşlere ayrılmışlardır. Bu sonu tesadüf ile yorumlamamak gerekir çünkü filmin başındaki “Kaos, henüz sırrı çözülmemiş bir düzendir” cümlesi arkada derin bir anlam yattığını gösterir.

Yönetmen Deniz Villenueve, “film bir oyun içindir, cevapları veren bir şey değildir. Kafanızda karmakarışık sorular oluşturmalıdır” diye bir yorumda bulunur. Bu karmaşık soruları cevaplayabilmek için iki şeye odaklanmalıdır: Adam’ın diktatörler hakkındaki verdiği derse ve örümceğin anlamına.

Villenueve Enemy filmindeki gerçek düşmanın içimizdeki diktatörler olduğuna işaret eder ve giriş konuşmasında diktatörlerin nasıl ekmek ve sirk eğlencesi ile gerçek problemleri manipüle ettiği anlatılır. Oyuncunun bir kopyası olması, onun persona’sının iki yönü olduğuna ve Adam’ın kafasındaki diktatör yönünün bir gerçeği kendinden manipüle ettiğini gösterir: Hayatının kadını olarak beynindeki örümceği.

 

American Psycho (2000)

Bret Easton Ellis’in ikinci romanından uyarlanan American Psycho filmi 1980 lerin New York’unda yaşayan Patrick Bateman isimli zengin yatırım bankacısının iç dünyası hakkında mizahi bir korku hikâyesidir. Onun içinden geçen konuşmalara göre o bir seri katil ve sadisttir. Onun bunları yapması da bir tesadür değildir. Hikâyenin en önemli hedeflerinden biri, o yılların benmerkezci hırsının iyi olduğu anlayışının komikliğini ve finans dünyasındaki güçlü karakterlerin gülünçlüğünü sergilemektir.

Bateman’in etrafındaki herkes onun kadar korkutucudur ve Bateman aslında bir katil bile değildir. Hikâye devam ettikçe Bateman gerçek olmayan olaylar yaşar. (ATM cihazının beni bir kedi ile besle demesi ve ardından polis ile silahlı çatışma sahnesi örneğin) Film boyunca bunlar gerçekten oldu mu soruları sonunda Bateman’ın aslında çıldırmış olduğunu ortaya çıkarır.

Bir cinayet gecesinin ardından bir takip sahnesi, avukata yapılan itiraf ve Bateman hiçbir şeyin değişmediğini farkeder. Ceset dolu olan dairesi temizlenmiştir. Ya o hiçbir şey yapmamıştır gerçekten ya da onun suçları hiç kimseyi enterese bile etmemiştir. Sonunda Bateman’in cinayetlerinin gerçek olup olmadığı önemsizdir. Onun eylemlerinin sonucu yoktur, o itiraf etse bile, Bateman en sonunda bu yaşadıklarından kurtuluş olmadığını söyler.

 

Black Swan (2010)

Black Swan filminin sonunu çözmek için yönetmeni Darren Aronofsky’nin önceki filmi olan The Wrestler ‘in sonu ile karşılaştırarak başlamak gerekir. Aronofsky’e göre her ikisi de aynı film fikrinden doğmuştur. The Wrestler’da filmin kahramanı ringe atlar ve sevdiği şeyi yaparak ölümü seçer, hemen veya bir gün sonra ve ekran trajik biçimde karararak film biter. Black Swan’ın sonunda ise Nina sahne arkasında kanlar içinde yatar, ekran solar ve beyaza dönüp trajik son gelir. Nina’nın performansından sonra gerçekten ölüp ölmediğini bilmiyoruz, o kendini tamamıyle rolüne vermiştir. Nina’nın geri dönüşünün olmadığı bir tür ego ölümü veya masumiyetinin ölümü. Siyah kuğuyu taşımak için benliğini kaybeder. Olağanüstü bir performans. Mükemmel der kendisi en sonunda, hedefine ulaşmıştır. “Mükemmeldim”