19.06.2021

Sinemanın Baba Temsilleri

Babalar Günü deyince bir sinemaseverin aklına ilk olarak ne gelir? Elbette ki sinemanın “baba”ları. Bu konuya çeşitli açılardan bakılabilir tabiî. İsterseniz en iyi babalar, isterseniz en kötüler, belki orta şekerliler… Biz sinemadaki baba temsillerine bakmak istedik bu dosyamızda.

Beyaz perdeye düşen görüntülerde, yazılan çizilen senaryolarda babalar nasıl temsil ediliyor? Bir başka deyişle de babalar neyi temsil ediyor?.. İşte buradan yola çıkarak her yazarımız bir baba temsiline odaklandı dosyamızda. Çok tanıdık bakış açılarıyla da karşılacaksınız dosyamızda farklı temsiliyetlerle de. Bakalım sinemada hangi babaları izledik, aklımıza kimler takıldı, gönlümüzü kimler çeldi veya hangilerini hemen unutmak istedik…

İşte çeşitli bakış açılarıyla ve bir film üzerine yoğunlaşarak sizler için derlediğimiz “Sinemanın Baba Temsilleri”

Bizi Hep “Küçük Çocuk” Olarak Gören Babalarımız

Anıl Yağcı

Matteo Scuro (Stanno Tutti Bene)

Ne kadar zaman geçerse geçsin, ne kadar büyürsek büyüyelim babalar ısrarla bizi, çocuk halimiz olarak görme eğilimindedirler. Matteo o babaların en “baba”sıdır belki de. Matteo çocuklarını hep “küçük çocuk” haliyle hatırlayan, onlarla konuşurken onları küçültmekten imtina etmeyen, çocuklarına yüklediği başarı misyonunu başardıklarını görmek isteyen mükemmeliyetçi olduğu kadar bir o kadar da naif ve tonton bir babadır.

Matteo çocuklarının yanına gelmemesinden şikayetçiyken bir gün onları beklemeye yeter artık diyerek kendisini onların yanına giderken bulur. O, çocuklarının her şeylerinin yolunda olduğunu görmek için can atmaktadır. Sırayla çocuklarını ziyarete başlar. Çocukları, babalarına babalarının onlara yüklediği başarı misyonu tohumlarının filizlenmesini gösterirler. Bu filizlenmenin iki yüzü vardır. İlk yüzü aydınlık tarafıdır çocuklarının babalarına gösterdikleri taraf. Diğer yüzü ise karanlık taraf, babalarından sakladıkları kısım. Film bu iki tarafı da o kadar iyi işliyor ki, çocuklarında bir sıkıntı olduğunu sezdiriyor. Optimist bir konumlanışta olsa da Matteo bunu bir yerde fark ediyor ve öğreniyor aslında herkesin keyfinin tam da yerinde olmadığını. Film, çocuklarının hep “küçük” görme hususunda çok başarılı bir konumda bulunuyor. Bunu konuşma sahnelerinde görüyoruz. Bu küçük görme hususu filme yönetmen aracılığıyla güzel bir dokunuş olarak yansıyor.