14.02.2017

Berlin Film Festivali: Una Mujer Fantastica

Mert TANÖZ

Sinemada daha önce sıkça karşılaştığımız “ikinci kadın”ın hikâyesini yönetmen Sebastián Lelio trans bir kadının dünyası üzerinden anlatıyor Una Mujer Fantástica (A Fantastic Woman) adlı filminde.

Daniela Vega’nın (Francisco Reyes) başrolde olduğu filmde orta yaşlardaki bir adam ve genç sevgilisi Marina (Daniela Vega) ile tanışıyor ilk olarak. Marina’nın doğum günü olan bu özel günün gecesinde, rahat yataklarında güzel ve mutlu yeni bir güne hazırlanırken kalıyor evlerinin kapısını ölüm. Kalp krizi geçiren Orlando’yu alelacele hastaneye yetiştirmeye çalışıyor Marina. Arabada durumu daha da kötüleşen Orlando’yu hastaneye yetiştirdiğinde ise iş işten geçmiş oluyor. Ancak asıl sorun kalp krizi geçiren, hastaneye giderken de merdivenden düşen Orlando’nun başından geçenler değil elbette. Asıl sorun daha sonradan anlayacağımız üzere Marina’nın tercihi,  trans bir kadın olması. Zira Orlando’nun başına gelenler polise, hastane çalışanlarına ve elbette Orlando’nun eski karısı ve ailesine göre Marina’nın suçu. Çünkü o trans bir kadın.

İkinci kadın olmak

Una Mujer Fantástica filmiyle yönetmen Lelio bizlere bir partnerini seven bir kadının başından geçenleri anlatırken başlı başına bir drama olan ikinci kadın meselesine bir de toplumsal ahlaka ters düşen ikinci bir konuyu daha ekleyerek Marina’nın durumunu daha da kırılgan, üstesinden gelmesi çok daha zor bir hale sokuyor. Bir yandan toplumun belli bir kesimiyle ebedi bir mücadele içinde olan (elbette ülkemizde olduğu kadar yoğun değil bu mücadele) Marina, Orlando’nun gidişiyle birlikte ise kendini daha da kırılgan bir zemin üzerinde buluyor. Eski eşinin bir başkasıyla olduğunu kabul edemeyen Sonia’nın yanı sıra Bruno’nun babasının tercihlerinden duyduğu nefretle savaşmak zorunda kalan Marina’nın üstüne bir de kamu çalışanları, özellikle de polis dedektifi musallat olup önyargılı yaklaşmaya başlayınca Marina’nın durumu içinden çıkması çok daha zor bir hal alıyor. Sevdiği adamı kaybetmiş olmanın acısını yaşayan, bir de onu yeterince hızlı yetiştirip yetiştirmediği sorunun kendine içten içe sürekli soran Marina’nın yerinde bir başka olsa kesinlikle pes edeceğini tahmin etmek ise hiç de zor değil.

Marina’nın ilham verici hikâyesini doğallık içinde, abartılara yer vermeyerek anlatan Una mujer Fantástica, 67. Berlin Film Festivali ana yarışma kategorisinin favori filmleri arasındaki yerini aldı bile. Marina’nın mücadelesini cinsel tercihiyle sınırlamaması ise yönetmen Sebastián Lelio’nun başarısı. Marina rolündeki Daniel Vega’nın performansı ise büyüleyici.