19.08.2018

Yıllardır İyi Bir Film Çekmemiş 10 Yönetmen

Ekin Tanrıverdi

Şüphesiz ki iyi yönetmenler bile kariyer hayatları boyunca bir tane kötü film çekerler. Örneğin, Quentin Tarantino’nun onuncu filmini çektikten sonra emekliye ayrılmak istediğini söylemiş olması meşhurdur. Tarantino, filmografisinde tutarlılığını sürdürmek istediği için bu isteği o kadar da mantıksız değil.

Yaşlandıkça veya sektörde uzun bir süre bulununca, birçok etkenden dolayı tutarlı kalmanın zor olduğu bir gerçek. Bu durumun sebebi ise birden fazla: İlgi kaybı, doğru projeyi seçmenin zorluğu, beklentilere karşılık vermekte başarısız olmak, tekrara düşmek ya da doruğa ulaşmak yönetmenleri etkileyen faktörlerden bazıları.

M. Night Shyamalan bugünlerde kariyerine yeniden can vermeyi düşünürken, hiçbir zaman işleri değiştirmek için geç olmadığını gösteriyor. Eğer “Frankenweenie” ve “Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children”ı izlerken zevk aldıysanız, aynı şey Tim Burton için de söylenebilir.

Sebebi ne ise aşağıdaki yönetmenler eski ihtişamlarını sürdürmede başarısız oldular. Doğal olarak olay bütünüyle objektif olmasa da bu yönetmenlerin bugünkü projelerini eskileriyle kıyaslayınca hayal kırıklığı hissetmemek pek de mümkün değil. İşte o yönetmenler…

 

Cameron Crowe

Cameron Crowe ilginç bir hayat yaşamış olan yönetmenlerden. Crowe, zamanında Rolling Stone dergisi için yazarlık yaparken, iletişimi zor ya da dergiyle uğraşmak istemeyen rock gruplarıyla çalışmaya gönderilmiş. Komedi-drama türünde olan “Almost Famous”ın ilham kaynağı da Rolling Stone’da çalışırken yaşadığı deneyimler olmuş.

Almost Famous’tan ve başrolünde Tom Cruise, Renee Zellweger ve Cuba Gooding Jr. oynadığı romantik komedi “Jerry Maguire” ile kariyerinin zirvesine ulaşmadan önce, yönetmenin, zamanla başarıya ulaşmış birkaç filmi daha var.

Peki işler ne zaman ters gitmeye başladı? Crowe’un bilinçli rüyalarla (lucid dreams) ilgili olan ve eleştirmenlerle izleyicileri ayrı düşüren son hiti, “Vanilla Sky”dı. Vanilla Sky’dan sonra Crowe’un filmleri, Elizabethtown, We Bougth A Zoo ve Aloha, izleyici kazanma sıkıntısı çekti.

Bu başarısızlıklar boyunca filmlerde görülen bir tutku eksikliği ve risk almamanın yanı sıra bir de sevilmeyen karakterler ve klişeler var.

Günümüzde çoğu yönetmen gibi Crowe da ilgisini komedi drama ve müzik türündeki Roadies ile  televizyona çevirdi. Maalesef dizi de aynı sıkıntıları yaşadı ve ilk sezondan sonra devamı gelmedi.

 

Dario Argento

Giallo tarzı filmlerin yönetmeni Dario Argento, “Deep Red”, “Suspiria” ve “Tenebrae” gibi kült filmleriyle ünlü. Tarz, grafik, şiddet, gariplik ve yaratıcılık içeren ve bittikten sonra bile akılda kalmayı becerebilen filmleriyle yönetmen, tartışmaya açık olsa da en iyi korku gerilim türü yönetmenlerinden. Argento’nun en iyi filmlerinde bile hikaye konularında eksiklik, oyuncularının kötü rol yapması, başarısız dublajlar ve dikkat çeken kamera hataları olsa da ne olursa olsun hep zevk alacak bir şeyler bulmak mümkün.

Peki işler ne zaman ters gitmeye başladı? 1970 ve 80’lerdeki efsanevi çıkışından sonra Phantom of the Opera’yla birlikte işler yönetmen için epey kötüleşmeye başladı. Ölçüp biçilmiş ve ustaca düşünülmüş filmlerine kıyasla Argento amatörce, üstünde uğraşılmamış filmler ortaya koydu. 2000’ler geldiğindeyse yönetmenin yaptığı filmlerin kalitesi her geçen yıl üretilen sıradan korku filmlerinin kalitesinden farksızdı.

Film sektöründe uzun süredir bulunuyor olmasının ve yaşlanmanın yönetmen üzerinde etkisi olduğu şüphesiz.

 

Francis Ford Coppola

Francis Ford Coppola şüphesiz gelmiş geçmiş en etkili yönetmenlerden biri. “The Godfather”, “Apocalypse Now” ve “The Conversation” gibi eserleri, yeteneklerini gözler önüne sunanlardan birkaçı. Coppola, modern tarzda çalışmaktansa kendi deneysel filmleriyle uğraştığından ve kendi memnuniyeti için film çektiğinden onu “neredeyse emekliye ayrılmış” yönetmenler listesine sokmak pek de adil olmuyor.

Peki işler ne zaman ters gitmeye başladı? “Bram Stoker’s Dracula” bir yana, 90’lar, “The Godfather: Part lll” ile başlayarak yönetmenin faaliyetleri için oldukça kötü bir yıl olmuştu. Robin Williams’ın başrol aldığı komedi filmi “Jack” de herkesin kafasındaki soru işaretlerini artırmıştı. “The Rainmaker”la ise gişede daha iyi satan yönetmen, her film yapımcısının gurur duyacağı bir geri dönüşe imza attı.

2007’den beri Coppola “Youth Without Youth” ve “Tetro” gibi deneysel filmler yaratmaya başladı.

 

123