19.08.2018

Yıllardır İyi Bir Film Çekmemiş 10 Yönetmen

Richard Kelly

Richard Kelly, çektiği kült film “Donnie Darko” ile muazzam bir başarıya ulaşmıştı ancak bu başarı bir lütuf olduğu kadar bir bela da olmuştu. Lütuf, filmin yıllara yenik düşemeyecek kadar biricik olmasıyken, belası ise yönetmenin yaratığı başarıya yakından uzaktan ulaşamamış olmasıydı.

Peki işler ne zaman ters gitmeye başladı? Yönetmenin, çok eleştirilmiş “Southland Tales” filmi için tam olarak neyi hedeflediğini belirlemek zor, mesleki başarı elde etmeye çalıştığı gerilim “The Box” filmiyle de kendini tek filmle başarı yakalayabilmiş birisi gibi göstermişti. Belli ki Kelly ya ne tür bir yönetmen olmak istediğine karar veremedi ya da “Donnie Darko”dan sonra nasıl devam edeceğini bilemedi.

8 yıl ardından Kelly yeniden bir film çekiyor. Yönetmen, birkaç yıldır bütçe sağlamaya çalıştığı projesini seneye yapıma sokabilir. İşin ilginç tarafıysa Kelly’nin kusurlarının ve yaptığı hataların farkında olması, bu farkındalıkla yönetmen koltuğuna geri döndüğünde bunları düzeltmeyi umuyor.

 

Terrence Malick

Terrence Malick, sinemada en enteresan kariyerlerden birine sahip. Efsanevi şaheserlerinden, bugünkü eserlerine kadar Malick’in esrarengiz dünyasından ne bekleyeceğinizi tahmin etmek hiç de kolay değil.

Peki işler ne zaman ters gitmeye başladı? Son zamanlarda, yönetmen ortaya koyduğu son filmler yüzünden mirasını lekelemekle suçlanıyor. “The Tree of Life” bir sürü küçük düşürücü etkene sahipti, peşine yönetmenin artan filmografisine “To the Wonder” eklendi. Her zamanki gibi film, güzelce yönetilmişti fakat yönetmenin diğer filmlerini farklı kılan faktör eksik gibiydi.

3 yıl sonra “Knight of Cups” çıktığındaysa işler nahoşlaşmaya başladı. Deneysel filmleri izlerken neyle karşılaşacağınızı bilmeniz gerekse de Malick’in deneysellerini izlerken, izleyici konuşmaların kendini çok tekrarlamasıyla ve tatmin edici olmamasıyla karşılaşıyor.

Yönetmenin yeni filmleri, zamanının ötesinde olan geleceğin şaheserleri mi olacak, yoksa eskiden kusursuz olan kariyeri paslanmaya mı başladı? Bunlar yanıtlaması zor sorular olsa da zamanla hep birlikte ne olacağını göreceğiz.

 

Tim Burton

Gotik tarzıyla, acayip karakterleriyle, rengarenkliğiyle, karanlıklığıyla ve karmakarışık arka planlarıyla bir Tim Burton filmini saniyesinde tanıyabilirsiniz. Herkesin bildiği gibi yıllar içinde, Johnny Depp ve Helena Bonham Carter isimleri de Tim Burton’ın eş anlamlısı haline geldi.

Burton, 90’larda muhteşem bir hüküm sürmüştü ve o dönemde büyüyen herkesin sevdiği bir yönetmen olmuştu. “Batman”, “Edward Scissorhands”, “Beetlejuice”, “Ed Wood” ve hatta “Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street” ve “Corpse Bride” ile gönüllere taht kurmuştu ve izleyicilerin karakterleri benimsemesini sağlamıştı.

Peki işler ne zaman ters gitmeye başladı? Çoğu kişi, Burton’ın özgün tarzının zamanla bayatladığını ve Depp ile çalışmasının da işleri iyileştirmeye yaramadığını belirtiyor. Zamanla Tim Burton, karanlık, gotik, garip bir film çekileceği zaman aranan kişi haline geldi ve filmleri basit taklitlere dönüşmeye başladı. Sorun izleyicinin sürekli aynı filmle karşılaşıyor olması değil yaratılan filmlerin yeterince iyi olmamasıydı.

Büyük stüdyo filmleri, büyüleyici görseller ve Depp’in aşağı yukarı aynı karakteri oynaması ve odak eksikliği “Alice in Wonderland”, “Dark Shadows”, “Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children”da karşılaşılanın aynısıydı. Burton’ın demesine göre “Big Eyes” ve “Frankenweenie” ile izleyiciye farklılıklar sunmak istedi fakat yaptığının daha iyisini başarabilirdi.

Hiç olmazsa, Burton eksikliklerinin farkında ve artık Johnny Depp olmadan yeni şeyler denemeye çalışıyor.

Kaynak: TasteOfCinema

123