29.12.2017

11. İran Uluslararası Belgesel Film Festivali – Cinema Verite

Afsaneh Salari

İran Uluslararası Belgesel Film Festivali – Cinema Verite ya da Farsça söylendiği gibi Sinema Hakikat 10 -17 Aralık arasında Tahran’da izleyicileri belgesel sinemanın en çarpıcı ve birbirinden değişik konularda yapılmış örnekleri ile buluşturdu. Filmler seçilirken çıplaklık ve şiddet sansüre uğruyor. Film gösterilse bile o bölümü gölgeleniyor. Zaman zaman bu duruma izleyicilerin gülerek tepki vermesi dikkat çekiciydi. Yarışmalı bölümü de olan festivalde jüri üyeleri filmleri izleyicilerden ayrı bir salonda sansürsüz izliyorlar.

Özellikle hafta sonu olan perşembe ve cuma günleri salonlarda tüm koltuklar dolduğu gibi izleyiciler yerlerde oturarak filmleri izlediler. Festival cep telefonu ve televizyon gibi elektronik eşyalar satan bir alışveriş merkezinin son iki katında yapıldığından organizasyonda çalışanlar, dünyanın farklı ülkelerinden gelerek Tahran’da buluşan belgesel sinemacılar, jüri üyeleri izleyicilerle her an iç içeydiler.

Cinema Verite Uluslararası Yarışma Bölümü

Festival DEFC Documentary Experimental Film Center tarafından düzenleniyor. Uluslararası yarışmalı bölümü de olan festivalde İranlı kadın sinemacıların belgeselleri oldukça yoğun ilgiyle karşılandı. Ama gene de 17 Aralık’ta yapılan ödül töreninde sahnede ağırlıklı olarak erkekler vardı. Çünkü her ne kadar sayıları artsa da özellikle belgesel alanında film yapanlar çoğunlukla erkekler . Ama ironik olan ödül alan erkek yönetmenlerin ödüllerini ya annelerine ya da eşlerine adamaları ve onlarsız bu filmleri yapamazdık demeleri oldu.

Festivalde uluslararası yarışma bölümünde belgeseller sürelerine göre üç ayrı bölümde değerlendirildiler. 30 dakikalık kısa belgeseller, 30-60 dakikalık ve +60 dakikalık belgeseller. 30 dakikalık belgesellerde uluslararası jüri en iyi film ödülünü genç bir İranlı kadın sinemacı Afsaneh Salari’nin No Man’s Land filmine verdi.

Ayrıca tüm yarışma kategorilerinin içinde en iyi belgesel ödülü de Azadeh Musavi ve Kurosh Atai’nin çocukken Hollandalı bir aile tarafından İran’da evlat edinilen ama Hollanda’da büyüyen Farideh’nin biyolojik ailesini aramasının anlatıldığı Finding Farideh filmine verildi. Bu belgeselin iki yönetmeninden biri de kadın. Ödül töreninde birçok başka dalda da ödülleri toplayan bir diğer filmin yönetmeni Reza Farahmand erkek ama Women With Gunpowder Earrings belgeseli ISIS’e karşı mücadele eden Suriyeli ve Iraklı kadın ve çocuklarla ilgili haberler yapan gazeteci Nur’un gerçekliğini anlatıyor.

Afsaneh Salari

Cinema Verite’de Kadın Belgesel Sinemacılar

Bir Örnek: Afsaneh Salari – Film: No Man’s Land

Bu yıl Cinema Verite’nin programına kadın yönetmenler tarafından yapılmış seksen altı belgesel film başvurdu. On dört tanesi festivalin değişik bölümlerinde gösterilme şansı buldu. İran’da uzun metraj film yapan kadın sinemacı sayısının erkek sinemacılardan pek farkı olmasa da belgeseller alanında bu durum böyle değil ama değişimlerin yaşandığı çok açık. Kadın belgesel yönetmenleri kameralarını aile ve çocuklarla ilgili konulardan sokağa, dışardaki hayata çıkartmış durumdalar.

Bu coğrafyada bir genç kız olarak, yetiştiğin sosyal şartlara göre yalnız seyahat etmek bile cesaret isteyebilir. Kadın yönetmenler sadece savaş gibi riskli ortamlarda değil ama aynı zamanda toplumun her alanında cesaretleri ile var oluyorlar. Hatta işe çok genç yaşta eğitimlerini İran dışında başka Avrupa ülkelerinde alarak başlayanlar da var. Bunlardan biri de festivalin en iyi kısa belgeseli seçilen No Man’s Land filminin yönetmeni Afsaneh Salari. O yirmili yaşlarını henüz bitirmiş bir genç sinemacı.

İran’da başlayan sinema eğitimine Fransa’da devam ettikten sonra Fransa ve İran arasında gidip gelerek film yapmaya devam ediyor. No Man’s Land’e kadar 2011 yılından bu yana yaptığı beş farklı belgeseli daha var. Şimdilerde mülteci olma durumunu anlatan bir uzun metraj çekiyor. Afsaneh Salari’nin No Man’s Land belgeseli ilk anda ismi nedeniyle belki de bir sınır ya da göçmen olma durumunu anlatıyor gibi. Evet bu belgesel sınırdaki bir yaşamı anlatıyor ama bu sınır ölüme varılan noktada başlıyor. Film bir cenaze evindeki günlük işleri çalışanların nasıl sanki evde arkadaşına manikür yaparmış gibi sıradanlıkla yaptıklarını sessizce, az diyalogla, ağırlıklı olarak görsellikle anlatıyor. Afsaneh Salari’nin İran’dan başlayan ve Fransa’da devam eden yolculuğu kalbinden inandığı, sevdiği işi yaparak cesaretle devam ediyor. Filmin en iyi belgesel seçilmesinde jürinin de belirttiği gibi şiirsel sinema dilinin çok etkisi var. İran’da yeni bir sinemacı doğuyor diyebiliriz.