25.09.2016

23. Adana Film Festivali Günlükleri – 4

adana-film-festivali

Albüm

Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenlerin Haftası adlı bölümde Yılın En Yenilikçi Yönetmeni Ödülü’nü alan Mehmet Can Mertoğlu’nun ilk uzun metrajlısı olan Albüm, kuşkusuz festivalin en merak edilen yerli yapımlarından biriydi. Albüm, konu olarak, ülkemiz için oldukça dikkate değer bir meseleyi seçiyor. Çocuk sahibi olamayan ve evlat edinmek isteyen, fakat bunu gizli saklı, sahtekârca halleden bir aile var karşımızda. Mertoğlu, bu ailenin evlat edinme ve sonrasındaki süreç üzerinden orta sınıfı yerin dibine sokuyor. Lakin bu absürtlükten beslenen, kara komedi türünde gezen film, yapmak istediği konusunda odağını tam olarak bulamıyor. Ya da kendine seçtiği mevzu üzerinde söyleyebilecekleri bitince, başka meselelere kayıyor ne yazık ki. Film, ülkemizde olmayan birçok şeyi nedense oluyor gibi göstermesiyle ve yer yer küfürler üzerinden güldüren kaba komedisiyle de sevimsizleşiyor bana kalırsa. Mertoğlu’nun, teknik olarak gayet temiz bir iş ortaya çıkardığı filmi, maalesef ki, ülkesini, insanların yaşayışını tam olarak bilmemenin ya da önemsememenin eksikliğiyle hatırlanacak.

Dar Elbise

Irak doğumlu yönetmen Hiner Saleem, son filmini ülkemizde, bizim oyuncularımızla çekiyor. Saleem, güya kadın sorununa parmak basmak istiyor. Fakat Saleem’in kafası oldukça karışık anlaşılan. Zira yönetmen, yapmak istediğinden o kadar şaşıyor ki, amacının tam tersi yönde bir mesaj vermiş oluyor. Dar Elbise’nin en büyük handikapı ise ülkemizde yaşamayıp da bu topraklarda film çeken yönetmenlerle aynı hareketleri sergiliyor; ülkemizi gerçekçilikten uzak bir şekilde, oryantalist bir bakış açısıyla çiziyor. Fransalı bir modacının İstanbul’da defile yapmak istemesi üzerine gelişen olaylar üzerinden kadınların ülkemizde yaşadıkları baskılara, onların toplumdaki yerine dikkat çekilmek isteniyor. Lakin sadece dikkat çekilmek isteniyor. Teknik olarak da film, seyirciyi tatmin etmeyerek, tamamen sınıfta kalıyor.

Koca Dünya

Reha Erdem’in merakla beklenen son filmi, sonunda Adana Film Festivali’nde seyirciyle buluştu. Erdem’in filmografisine aşina olanlara oldukça tanıdık gelecek Koca Dünya, yönetmenin tüm eserlerinden bir şeyler barındırıyor kuşkusuz. Bir abi ile kız kardeşin herkeslerden kaçarak ormana sığınıp, burada masalsı bir hayat yaşamalarına odaklanıyor Koca Dünya. Erdem’in simgelerle dolu filmi, bir sinema sevdalısı olan yönetmenin unutulmaz filmlere yaptığı göndermelerle dolu en başta. Stalker, Melankolia, Antichrist filmlerinin akıllara kazınan anlarını tekrarlaması elbette hoş. Ayrıca Hansel ve Gretel, Külkedisi gibi masallardan da izleri net bir şekilde gördüğümüz Koca Dünya, bana en çok da The Blue Lagoon’u hatırlattı. Kusursuz görüntü yönetimi, enfes müzikleri, mükemmel mekân seçimi ile teknik olarak elbette başarısı tartışmasız çok çok iyi. Lakin tüm bunlar filmin eksikliklerini unutturmuyor. Sıkıntılı senaryosu, sorunlu diyalogları ve keşke hiç olmasaymış denilen sahneleriyle birçok olumsuzluğu da bünyesinde barındırıyor.

Melekleri Taşıyan Adam

Oyuncu Cansel Elçin’in ikinci uzun metraj filmi Melekleri Taşıyan Adam, yerli sinemanın en bilindik konularından birini ısıtıp, sunuyor bizlere. Üstelik sunumu öncekilerden de daha etkili ya da farklı yapamıyor. Köyünden para kazanmak için İstanbul’a gelip taksicilik yapan Hasan’ı daha tanımadan onun değişimine tanık oluyoruz. Filmin yarısına kadar neredeyse tek bir laf bile etmeyen Hasan’ı seyirci olarak bir başkarakter olarak kabul edemiyoruz. Tanımayıp, içselleştiremediğimiz bu kişinin filmin ikinci yarısında bıçak sırtı gibi değişen durumu inandırıcılık sorunu yaşatıyor. Oldukça vasat olan bu filmi izlemek isteyenler beklentilerini düşmezlerse hayal kırıklığına uğrayabilirler.