28.11.2016

Alfonso Cuaron: Yeşili ve Plan-Sekansı Seven Yönetmen

1961 doğumlu yönetmen Alfonso Cuaron, kuşkusuz Guillermo Del Toro ve Alejandro Gonzalez Inarritu ile birlikte “Meksikalı yönetmen” denildiğinde akla gelen en popüler üç isimden biri. Kariyerine düşük bütçeli Meksika yapımı ilk filmi “Solo con tu pareja” (1991) ile başlayan Cuaron’un filmografisini 1991-2001 ve 2004-2013 şeklinde iki farklı dönem olarak ele almak gerekiyor. İlk dönemde düşük bütçeli iki Meksika bağımsız yapımına ve yine nispeten düşük bütçeli, Hollywood yapımı iki edebiyat uyarlamasına imza atan Cuaron, “Harry Potter ve Azkaban Tutsağı” ile birlikte yeni bir döneme yelken açarak yüksek bütçeli fantastik ve bilimkurgu evreninin kapılarını araladı. Özellikle kariyerindeki ikinci döneme geçmesiyle birlikte “arthouse” bir sinema anlayışından “blockbuster” sinemaya yol alması onu Hollywood’da ve tüm dünyada daha tanınan bir sinemacı haline getirdi. Buna rağmen filmlerinde sanatsal anlayışını hiçbir zaman kaybetmeyerek,  “arthouse” bakış açısını popüler sinema normlarına uygulaması, saygınlığını her zaman korumasını sağladı.

2006 yapımı bilimkurgu başyapıtı Children of Men / Son Umut filminden sonra 7 yıl boyunca sinemaya ara veren Cuaron, en son hayranlarının yıllardır beklediği yeni filmi Gravity / Yerçekimi ile geçtiğimiz yıl sinema salonlarına giriş yaptı. Filmin vizyona girdiğinden bu yana aldığı övgüler ve uzay gerçekliği konusunda bilim dünyasında yarattığı tartışmalar nedeniyle popülerliği zirve noktasına ulaşan Cuaron’u, filmografisinin en başından ele alarak günümüze dek geçirdiği  sinemasal değişimler çerçevesinde inceleyelim.

Solo con tu pareja (1991)

Solo con tu pareja, Cuaron’un en düşük bütçeli filmi olmasına rağmen aynı zamanda onun yönetmenlik yeteneğindeki kıvılcımlarını hissettiren bir ilk film. Yeşil rengin ele geçirdiği bir jenerik ile açılan ve neredeyse her sahnesinde (hatta her planında!) yeşil bir objenin yer aldığı atmosfere sahip bir film düşünün. Cuaron’un, seks komedisi olarak başlayıp romantik komediye evrilen bu ilk filmi, türünün hatırda kalan örnekleri arasına giremeyecek olan ve mizah duygusunu bütününe yansıtmakta zorluk çeken bir iş.

Daha sonraki yapıtlarıyla kıyaslandığında hafif bir tür denemesi olarak kalan film, genel izleyici hissiyatı taşımasına rağmen minimal bir kitleye hitap eden yönetmenlik anlayışına sahipti. Bu, genel izleyicinin beklentiyle gitmesine rağmen salondan tatminsizlikle ayrılmasına sebep oldu ve Cuaron’un filmlerinin gişeyle arası genel anlamda hiç iyi olmadı; ta ki Harry Potter’a kadar. Buna rağmen Cuaron’un yeşile hakim olduğu bir evreni yansıtmaktaki başarısı ve farklılığı, kimilerine itici gelse de Hollywood’a göre oldukça başarılı bulunmuş olacak ki, Frances Hodgson Burnett’ın romanından uyarlanan “A Little Princess”ı (1995) yönetmesi için 17 milyon dolarlık bütçe kendisine emanet edilecekti.