27.04.2016

Brooklyn: Amerika Rüyası

brooklyn

Geçtiğimiz ödül sezonunun öne çıkan filmlerinden Brooklyn nihayet ülkemizde vizyon yüzü görüyor. Özellikle senaryosundaki Nick Hornby imzası filmi merak etmek için başlıca sebepti. Kendisini High Fidelity (Ölümüne Sadakat adıyla dilimize çevtildi), About A Boy ( 1 Erkek Hakkında adıyla dilimize çevrildi) romanları ile edebiyat sahasında ve bu romanlardan aynı adlı uyarlamalarla sinemada da tanıyoruz.

Brooklyn’in bir diğer öne çıkan ismi Saoirse Ronan, film ile epey adaylık ve ödül topladı. Film, ödül sezonunun sonunda üç dalda da Oscar adaylığı aldı. Bunlar, senaryo, kadın oyuncu ve film adaylıklarıydı. Dolayısıyla filmin öne çıkan yönlerinin Nick Hornby ve Saoirse Ronan olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Brooklyn, İrlanda’dan Amerika’ya göç eden Eilis (Saoirse Ronan) üzerine şekillenen bir film. irlanda’da ablası ve annesini bırakıp işsizlik sorunu nedeniyle New York’a gelen Eilis, bir yandan ev hasreti çekerken diğer yandan da New York’a alışmaya çalışıyor. İkamet ettiği evde diğer kızlar ve evin yöneticisi Mrs. Kehoe (Julie Walters) ile yemek masasında gördüğümüz buluşan Eilis’in geçirdiği değişimleri görebilmek adına bu yemek masası sohbetleri filmde işlevsel kullanılıyor. Pek bir sosyal hayatı olmayan Eilis’in İrlandalıların dans gecesine gitmesiyle hayatına, kendisinin belki de üzerine düşünmediği ama hayatındaki eksikliği dolduracak “aşk” giriyor.

brooklyn dinner

Brooklyn’in geride bıraktığı memleketi, ailesi ile yeni gördüğü ve uyum sağlamaya çalıştığı New York arasında adeta sallanan Eilis’e seçim yaptırmasının kaçınılmaz olması filmin düğüm noktası. İrlanda’ya annesini görmeye dönen ve orada “ev” üzerine düşünmeye başlayan Eilis’in tutunma çabaları anlatılırken Ronan’ın performansından etkileneceğinizi söyleyebiliriz. Eski yaşamına dair ayrıntılar, bunlara tutunma çabası ancak bir taraftan da New York’ta bıraktığı ve yeni yeni alışmaya başladığı hayatı arasında Eilis’in takınacağı tavır, yapacağı seçim filmin esas meselesini açığa çıkarıyor: Bir insan için “ev” neresidir? Bu soru, çok naif bir anlatımla ve romantik bir yaklaşımla veriliyor filmde. Ancak altını biraz kazıdığımızda “fırsatlar ülkesi Amerika” söylemini de rahatlıkla görebiliriz.

Amerika rüyasına kara çalmayan bir yaklaşımın hissedildiği filmde ortaya atılan “aşk” ile bu “fırsat”ın üstü örtülmeye çalışılsa da Eilis’in dönüşümünü anlatmak açısından “aşk” sadece bir yem gibi.

Son tahlilde, Brooklyn içinizi ısıtacak bir aşk öyküsü olarak da izlenebilecek bir film. Özellikle Saoirse Ronan ve Emory Cohen (filmde Tony) arasındaki sempatik uyum hoşunuza gidebilir. Diğer bir yandan Brooklyn bir dönem filmi. Bu açıdan da gerek kostümleri, müzikleri gerekse yarattığı başarılı atmosfer ilginizi çekecektir. Bunların yanında İrlanda’nın o güzel görselliğini de eklediğinizde Brooklyn’i sevmemek için bir sebep kalmıyor gibi görünüyor.