16.11.2018

Dul Kadınlar: Suç Yalnızca Sizin Değil

Dul Kadınlar (Widows) filmi Steve McQueen imzasıyla vizyona girdi. Bir suç çetesinin elemanları olan kocalarının büyük bir soygun esnasında başarısız olup ölmeleriyle borç batağına düşen dul eşlerin; hayatlarını yeniden kazanabilmek için kocalarının yarım bıraktığı işi tamamlamaya çalışmaları konu ediliyor.

Dev Oyuncu Kadrosu

Oyuncularıyla iddialı bir iş olacağını önceden tahmin ettiğimiz film birkaç küçük pürüz dışında kendini kotarmış gibi gözüküyor. Viola Davis, Liam Neeson, Jon Bernthal, Colin Farrell, gibi isimler ve daha fazlası iyi bir film ortaya koymak adına birlikte çalıştılar. Özellikle başrol Viola Davis göz doldurdu diyebiliriz. Güçlü bir performansın yanı sıra seyircinin beklediği tepkileri adeta sezip uygulayan bir portre çiziyor.

“Suç Yalnızca Sizin Değil” Diyorlar

Kocalarının arkalarında bıraktığı tonla yığının altından bu kadınlar ağır ellerini toprağa basıp doğruluyor. Zamansız bir sorunu modern dünyanın usulüyle ele alıp bize kadın olmanın hiçbir alanda geri durmak demek olmadığını aksine her şeyi en iyi şekilde yapılabileceğini gösteriyorlar. Tabiri caiz ise erkeklere “Suç yalnızca sizin değil! Biz de suç işleyebiliriz” diyorlar. Suç, dram ve romantizmi içinde barındıran filmin temelinde de bu kadın olmak teması yer alıyor.

Dünyada hâlâ aşılamamış bir seti yıkmaya oynayan pek çok filmden biri aslında Dul Kadınlar (Widows). Piyasaya oynayan bir yanı da var ki bu insanın biraz sinirini bozuyor. Sinema her sanat gibi bir yarayı kanatan ve ona dikkat çekmeye çalışan bir uğraş olmalı gibi geliyor bize. Popüler olan neyse sorun da odur mantığı çözüme ulaşmak adına yeterli bir motivasyon gibi gelmiyor. Elbette bu konularda da işler yapılmalıdır ancak sanat bir noktada samimiyet barındırır. Gerçekten bu işin misyonu bir yarayı deşmek midir; yoksa yaradan kan emmek mi? Bunu siz değerli okurlarımıza bırakalım.

Ters Köşeden Dönmek

Filmde, tam da işleri kafamızda oturttuğumuzda farklı dinamikler ortaya çıkartıyorlar. Bu genellikle iyi bir şeydir. Ancak burada “gerçekten buna gerek var mıydı?” diye de soruyor insan. Senaryo bu ters köşeler olmadan da yeterince etkileyici gibi gözüküyor. Bir de olayın arka planında boşluklar olması farklı sonuçlar doğuruyor. İzlerken aldatılmışlık hissi uyandırıyor bunlar.

Filmi izleyen herkes kendini bir karakterde bulabiliyor. Buna rağmen farklı bakış açılarını izlemeyi filmin aksiyonuna kurban etmiş gibiler. Aksiyon demişken değinmek gerekir ki heyecanı doruk noktasına çıkartmakta iyi işler başarmış bir film bu. Yalnızca büyük soyguna hazırlanan dul kadınlarımızın bu kadar kısa sürede bu denli profesyonel ve kondisyon sahibi birkaç suçluya dönüşmesi boşluklar yaratıyor. Bu hazırlık sürecini biraz daha görebilmek isterdik.

Siyasetin Kirli Yüzleri

Bir seçim arifesinde gerçekleşen olayları izlerken bir yandan da politikanın tanıdık kirli yüzlerini görüyoruz filmde. İnce detaylarla üzerinde ince eleyip sık dokunmuş, güzel bir taşlama ortaya konmuş diyebiliriz. Amerika’da din-politika siyahi bireylerin ve beyazların bu alandaki rekabeti; gizli kapaklı planlar ve ikiyüzlülük. Para ise en önemli tema.

Keyifli Seyiler!