14.04.2017

İFF Günlük – 9

Casting

Alman yönetmen Fassbinder’in Petra von Kant’ın Acı Gözyaşları’nı yeniden çekme sürecine giren bir yönetmen ve ekibinin film çekme/çekememe hallerine odaklanan Casting, kurmacanın nerede başlayıp bittiği çizgisini bulanıklaştıran bir film. Bir setten belge görüntüler izliyormuşuz havası yaratan film, sahne çekimleri ve sahne gerisini o kadar iç içe geçiriyor ki zaten kurmaca olan bir filmin içinde yeni bir film ve film dışı an’lar birbirine giriyor. Çok başarılı bir anlatımı bulunmayan filmin ilgi çekiciliği Fassbinder’in Petra von Kant’ın Acı Gözyaşları filmini anması ve film yaratma sürecinde bizi filmin mutfağına konuk etmesi, o kadar.

Seçil TOPRAK

Animals / Hayvanlar

Bir karı koca arasındaki gerilimi, çıktıkları gezi sonrası kurgu oyunlarıyla seyircinin önüne getiren yapım için “mindfuck” tabirini kullansak yeridir. Kurgunun karmaşık etkisi, Hayallerle gerçeklerin iç içe girmesi ve alternatif gerçekliklerin oluşmasından dolayı izleyicinin aklını çalıştırması gereken filmlerden biriyle karşı karşıyayız. Detaylar ve metaforları yakalamak şart bu film için. Yine de bir şey anlamazsanız filmin sonundaki finali daha doğrusal bir kurguyla filmin sırlarını açık edecektir. Kesinle festivalin iyilerinden…

Haktan Kaan İÇEL

I’m Not Your Negro / Ben Senin Zencin Değilim

Siyahi halkın insan hakları dışında muamele görmesinin tarihini duygu sömürüsüne kaçmadan soğukkanlılıkla ve olayın ruhuna uygun bir şekilde protest bir şekilde anlatan yapım, Oscar adaylığını sonuna kadar hak etmiş. Ayrımcılığın ve ırkçılığın bilinen tarihini tekrardan gözden geçirmek içim iyi fırsat…

Haktan Kaan İÇEL

Something Useful / İşe Yarar Bir Şey

Pelin Esmer yeni filminde izleyiciyi yataklı trenle yolculuğa davet ediyor. Başak Köklükaya’nın zarif görüntüsünü incelikli bir oyunculukla sergilemesine müsaade ediyor. Öykü Karayel ise ona eşlik eden fakat vasfı az bir karakter olarak çatışmayı yaratan kilit görevi görüyor. Gökhan Tiryaki kariyerinin en iyi işlerinden birini sergileyerek sınırlı alanda görsel bir ziyafet sunuyor. Film belli bir noktadan sonra senaryosunun büyüleyiciliğine teslim olmamızı istediğinden dolayı bize şiirin etkileyici dünyasının kapılarını açıyor. Başak Köklükaya ve Yiğit Akşener’in karşılıklı döktürdükleri sahnelerde adeta kendinizi teslim edesiniz geliyor. Tek kelimeyle inanılmaz… Yılın şimdilik en iyi Türk filmi…

Haktan Kaan İÇEL

Liberami / Kurtar Beni

Hristiyanlığın daha çok filmlere konu olan ama pek gerçek hayatta karşılaşmadığımız yüzü olan şeytan çıkarma törenlerine tüm gerçekliğiyle davet ediliyoruz. İnsanların umutsuzca başvurduğu Vatikan’da içlerindeki farklı kişiliği görüp, aslında Şeytan Çıkarma olaylarının bir sektöre dönüşmesi bizi şaşırtıyor. Ritüeller ve gerçekliğiyle ilginç ve tuhaf bir belgesel deneyimi…

Haktan Kaan İÇEL

Raw

Festivalin yoluna kırmızı halılar sererek beklenildiği, filmlerinden olan Raw, beklentileri fazlasıyla karşılayanlardan oldu. Kendisi gelmeden içerdiği sert sahnelerden dolayı namı gelen bu filmin en sert büyüme hikâyelerinden biri olduğu söylenilebilir. Üstelik bu büyüme hikâyesi vejetaryenlikten vampirliğe, yamyamlığa kadar gidebilen bir rota izleyerek büyük bir dönüşüme ev sahipliği yapmakta. Raw, bu dönüşüm sırasında ise kan ve vahşet görüntüleri izleterek sadece sertliğe oynamıyor. Alt metninde insanlığın hayvanlara yaptığı katliama dair önemli sözler barındırıyor. Korku janrının birçok türünden beslenen, aşırılık, kan, şiddet konusunda elini korkak alıştırmayan, en önemlisi ise güçlü bir feminist damardan beslenen Raw, tanıştığınız için mutlu olacağınız bir armağan. Tartışmasız yılın en iyilerinden.

Tuba BÜDÜŞ

Son Kuşlar

İlk etapta Yeşilçam sinemasının alışılagelmiş bir filmi olarak algılanabilecek Son Kuşlar, anlatım tarzı ile çok daha incelikli bir film olarak çıkıyor karşımıza. Zengin adam fakir kız, kızından faydalanma derdinde olan aile, yeterince sorumluluk almayan esas oğlan ve en çok acıyı yüklenmek zorunda kalan masum başkarakter… Tüm bu saydıklarımı bünyesinde taşıyan film, sadeliği, şiirselliği ile diğer örneklerinden bir adım daha farklı bir yerde durmaktadır.

Filmin çekildiği günlerin koşulları sebebiyle özellikle kurguda yaşanılan ciddi sıkıntı dışında oyunculuklar, yönetmenlik vs oldukça başarılı bir görünüm çiziyor. Nitelikli bir Yeşilçam klasiği izlemek ve bunu yaparken de her geçen gün değiştirdiği çehresi ile beraber yavaş yavaş yok olan İstanbul’a olan hasretinizi gidermek için bire bir ilaç Son Kuşlar. Zira oldukça bol bulunan dış mekân çekimleri bizi gerçek İstanbul ile buluşturuyor.

Tuba BÜDÜŞ

Tereddüt

İki farklı sınıftan, kültürden kadının aynı acıları, benzer sorunları göğüslemelerini, kusursuz bir ustalıkla ve oldukça cesur sahnelerle perdeye yansıtan Tereddüt, birçok festival dolaşıp, ödüller kazandıktan ve vizyona girdikten sonra İstanbul Film Festivali’nde de perdede arz-ı endam etti. Yerli sinemamız adına bir devrim niteliğindeki bu film, ne yazık ki daha çok sansür tartışmalarıyla öne çıktı. Fakat Tereddüt, Yeşim Ustaoğlu’nun filmografisinin en iyilerinden biri olarak yerini çoktan aldı bana kalırsa. Parmak ısırtan oyunculuklarını da özellikle belirtmek gerek. Zira iki başrol oyuncusunun da fazlasıyla rollerinin hakkını verdiğini, hatta ve hatta sınırları aştıklarını inkâr edecek yok sanırım.

Tuba BÜDÜŞ

Tereddüt (Clair-Obscur), farklı geçmiş ve yaşama sahip iki kadını erkek egemen toplum paydasında buluşturuyor. Ülkemizin hali hazırdaki pek çok sorununun en köklülerinden olan ve hatta meşrulaştırılmaya dahi çalışılan erken yaşta evliliği ve kadına şiddeti merkezine alan film arkaplana yerleştirdiği suyun karayla verdiği savaşla da paralel ilerleyen iki ayrı anlatım sunuyor.

İbrahim TOSYALI

Apnée / Apne

Vivaldi’nin Presto’su eşliğinde üç kişinin evlenmek istemesiyle şok edici bir açılış yapan Apnee, jeneriğindeki çıplak buz pateni sahnesiyle de izleyiciyi avucunun içine almayı başarıyor. Devamındaki skeç skeç ilerleyen sahnelerdeki espriler de iyi hatta bazıları harika. Ancak dakikalar ilerledikçe film, öykü ve sahneler sarkmaya başlıyor. İzleyicinin kafasında hoş espriler ve anlar bırakan ideal bir antidepresan.

İbrahim TOSYALI

Summer 93 / 93 Yazı

Çocuklar üzerinden hüzünlü ne naif bir hikaye anlatan film, bir o kadar da güldürmeyi başarıyor. Festivalin iyilerinden olan filmde, aile olmanın ve büyüme sürecindeki zorlukların samimi bir anlatımı izleyiciye aktarılıyor. Minimal sinema sevenler ve gerçeklik arayanlar memnun kalacaktır.

Onur KIRŞAVOĞLU

On Body and Soul / Beden ve Ruh

Festivalin en iyi birkaç filminden biri olan filmde soğuk bir atmosfer, rahatsız edici karakterler ve özenle yazılmış derinlikli diyaloglar bulunuyor. Rahatsız edici güzellik tanımına uyan bir çekiciliği olan filmde, akıllardan çıkmayacak ve etkileyecek birkaç sahne ve final de bulunmakta. Son dönem yalnızlık ve aşk temalı yenilikçi anlatımı olan filmleri seven izleyiciler için biçilmiş kaftan.

Onur KIRŞAVOĞLU