16.04.2016

İFF Uluslararası Yarışma: Bir Liderin Çocukluğu

Bir Liderin Çocukluğu (2)

Bir Çocukluğun Anatomisi

Sinema oyuncusu olarak tanıdığımız ve özellikle Michael Haneke’nin Hollywood için tekrar çektiği Funny Games filmindeki Peter karakteri ile hafızalarımıza kazınan Brady Corbet, tek kısa metrajından sonra ilk uzun metraj filmine imza atıyor. Genç yaşına rağmen sayısız filmde başarılı bir şekilde hayat verdiği karakterlerden sonra büyük bir cesaretle kamera arkasına geçen ve mühim bir meseleyi masaya yatıran Corbet’i sırf bu tavrından dolayı bile takdir etmemek imkansız.

Özellikle geçtiğimiz yüzyıl eli kanlı faşist katillerin, diktatörlerin egemenliğinde geçirilmiştir neredeyse. İtalya’yı faşist bir rejimle yöneten Benito Mussolini, Almanya’yı ve yaptığı katliamlarla dünyanın büyük bir kısmını etkileyen Adolf Hitler, İspanya’yı yıllarca diktatörlüğün esaretinde bırakan Francisco Franco ve adını burada saymakla bitiremeyeceğimiz daha birçok diktatör, dünyaya kan ve gözyaşı getirmişlerdir. Bu kadar çok sayıda faşist liderin nasıl var olduğu her zaman sorulan bir sorudur haliyle. İşte Bir Liderin Çocukluğu, bu soruyu kısmen de olsa cevaplamak için yola çıkmış oldukça etkileyici bir film. Bir insanın kişiliğinin en çok şekillendiği çocukluk yıllarına uzanıyor Corbet.

Bir Liderin Çocukluğu

Jean Paul Satre’nin aynı isimli öyküsünden serbest bir uyarlama olan Bir Liderin Çocukluğu’nda, Corbet bir nevi psikolog gibi bir diktatörü uyutarak çocukluğuna gidiyor. Tıpkı bir seansta gibi bu diktatörün çocukluğunu adım adım takip ediyor. Hayatına farklı dönemlerde kimler girip çkıyor, bu insanlar onu olumlu ya da olumsuz anlamda nasıl etkiliyor? Özellikle anne ve babasına karşı duyguları nasıl? Onlarla ne şekilde bir iletişimi var? En önemlisi ise çocuğun bilişsel gelişim düzeyinin üzerinde eylemleri var mı? Yaşıtlarından ne ölçüde farklı? Evet, Corbet, tüm bu sorulara filminde yanıt aramaya çalışıyor ve büyük oranda da tatmin edici bir şekilde cevaplıyor. Bir Liderin Çocukluğu, asla yan hikâyelere kayarak filmi büyütmek gibi bir istek ya da kaygı içerisine de girmiyor. Çok büyük oranda gelecekte büyük bir diktatör olacak olan çocuğa fokuslanıyor.

Prescott, aşırı dindar bir anne ve kuralcı bir politikacı babanın tek çocuğu. Babasının politika işlerinden dolayı sürekli ülke ülke gezmek ve buna bağlı olarak da hayatına giren kişilerin değişmesine katlan(ma)mak zorunda kalan bir çocuk. En önemlisi ise yalnız bir çocuk tabii ki. Anne ve babası ile hiç olmayan ilişkisi kısmen öğretmeni ya da hizmetçilerle oluyor. Lakin bir süre sonra bağlandığı bu kişilerinde bir şekilde hayatından çıkmasından ötürü çocuk daha yedi yaşındayken kendi karalarını kendi vermeye ve kendini herkesten izole etmeye başlıyor. Tabii bu süreç annesi ile babası arasındaki soğuk rüzgârları daha kuvvetli estirirken, kendisinin de daha bir hırçınlaşmasına sebep oluyor.

Bir Liderin Çocukluğu, tüm bu anlatılanlara uyum sağlayan karanlık ve iç karartıcı ama bir o kadar da etkileyici atmosferi, yarattığı karakterleri ile de başarıyı yakalıyor. Oyunculuklar da bir o kadar iyi. Lakin filmin bana kalırsa parlayan yıldızı çocuk oyuncu Tom Sweet oluyor. Sweet tabiri caizse tüm filmi sırtlayıp götürüyor. Sırf perdedeki performansına şahit olmak için bile izlenmesi gereken Sweet’in üstelik ilk sinema filmi Bir Liderin Çocukluğu. Fakat sadece filmin başında ve sonunda gördüğümüz ve filme hiçbir getirisi olmayan Robert Pattinson’un sırf popüler olduğu için ön plana çıkarılması, Bir Liderin Çocukluğu’nun yapım sıkıntılarından biri kuşkusuz. Bu filmin perdede Pattinson izlemek isteyenler için tam bir hayal kırıklığı olacağını belirtmek gerek sanırım.  Lakin ufak tefek eksikliklerine rağmen izlenilmesi gereken bir film olduğunu düşündüğüm Bir Liderin Çocukluğu, muhteşem müzikleri, atmosferi ile sizi dünyasının içine çekmek için bekliyor.