27.08.2021

Kilit: Adalet Kavramı Üzerine Bir Klasik Polisiye

Karanlık Şehir Hikâyeleri: Kilit polisiye bir serinin ilk filmi olacak gibi görünüyor. Senaryosu Adil Oğuz Valizade ve Arif Valizade tarafından yazılan filmin yönetmeni de Adil Oğuz Valizade.

Cezaevinde gerçekleşen dokuz cinayeti çözmek için görevlendirilen cinayet masa polisi Erol (Mert Fırat) ve istihbarat görevlisi Selin (Melisa Aslı Pamuk) beraber gizlilik içinde bir operasyon yürütüp katilin peşine düşerler. Filmde şüpheli konumuna sokulmaya çalışılan başgardiyan Hamza (Timur Acar) da filmin kilit karakterlerinden biri.

“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.”

Victor Hugo’nun “İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.” sözüyle başlayan film, herkes kendi adaletini sağlamaya çalışırsa kaos olur düşüncesiyle sona eriyor. Hikaye çözüme ulaşmaya başlamışken Atatürk’ün “Adalet mülkün temelidir.” sözü de ekranda dikkati üzerinde toplayacak kadar yer tutuyor. Kendi adaletini sağlamak isteyen bir katille devletin adaleti karşı karşıya kalıyor. Ünlü isimlerden alıntılarla adalet kavramına vurgu yapan Karanlık Şehir Hikâyeleri: Kilit, karakterlerin adalet üzerine fikirlerine pek fazla yer vermiyor.

Victor Hugo’nun sözünde bahsedilen vicdanî adalet ya da Atatürk’ün sözündeki devlet adaleti karakterler üzerinde kişisel çatışmalar oluşturmuyor. Her karakter bu bahsedilen iki farklı adalet anlayışından yalnızca birini benimsemiş olduğu için karakterler tek boyutlu kalıp çatışmalar olaylar üzerine yoğunlaştırılmış durumda. Bu durumda filmde geçen adalet anlayışlarının sorgulaması izleyiciye bırakılmaya çalışılıyor.

Temel çatışmalar

Karanlık Şehir Hikâyeleri: Kilit filminde birbirine zıt iki karakter olarak tasarlanan cinayet masa polisi Erol ve istihbarat görevlisi Selin ortak bir operasyon yürütürken iş yapma biçimleri farklı olduğu için çatışma yaşaması beklenir ki bu hem karakterleri daha iyi tanımayı hem de hikayenin gerilim dozunu ayarlamayı sağlar. Erol ve Selin beraber iş yaparken pek sıkıntı yaşamazlar. Erol ne derse Selin ya ses çıkarmaz ya da onaylar, tek sorun Erol’un sürekli et yiyor olmasıdır. Bu noktada filmin karakterleri öne çıkaracak ve beraber çalışıyor olmalarını daha anlamlı hale getirecek başka çatışmalara ihtiyaç duyduğu anlaşılabilir.

Hikâyeleme ve Karakterler

Klasik polisiye bir hikayeye ve görsel anlatıya sahip olan Karanlık Şehir Hikayeleri: Kilit genel anlamda izleyiciyi yormadan gerilimi yukarda tutmaya çalıştığı için hikayelemede bazı teknik aksaklıklar yaşıyor.

Karakterleri tek boyutlu olmaktan kurtaracak bilgilerse diyaloglarla ya da rüya sahneleriyle veriliyor. Filmde özellikle Erol’un araba kullanamamasına dair bir veri yokken bu durum bir anda diyalogla veriliyor. Bu durum Selin’in araba kullanıyor olmasıyla verilmeye çalışılmış olsa da bu sahnelerin yoğunluğu izleyiciye geçebilecek dozda değil. İzleyici, Selin’in de Erol’un da hayatlarına etki eden korku anlarına flashback bir rüya sahnesiyle tanık ediliyor. Her iki karakteri de tanıtmak için aynı sinemasal yolun kullanılması filmin tekrara düşmesine sebep oluyor ve finale giderken bu durum filmin temposunu da etkiliyor.

Filmin temposunu etkileyen bir başka şey de mekan çeşitliliği. Cezaevi gibi kapalı bir alanda kimsenin dışarıya bırakılmadığı ve cinayetlerin işlenmeye devam ettiği bir durumda filmin gerilim düzeyi ve temposu yerindeyken hikaye cezaevi dışına çıkınca gerilim düzeyi de düşüyor. Konu finale giderken Erol’un et yeme tutkusunun bir komedi unsuru olarak girilmesi ve hikâyeyi mekânsal olarak bambaşka yere taşıması gerilimi ve dolayısıyla olayı çözmek için “açılan kilitlerin” önemini azaltıyor.

Karanlık Şehir Hikâyeleri: Kilit aksayan noktaları olmasına rağmen izlenebilir bir polisiye. Vizyonda komedi dışında yerli yapım görmek de -özellikle pandemi sonrası- oldukça riskli ama izleyici açısından da umut verici. Bakalım Selin ve Erol ikilisini yeni bir filmlerde görebilecek miyiz?