11.08.2017

Manifesto: Cate Blanchett’ten Kusursuz Performans

Cesur, yeni ve gerçekçi  

36. İstanbul film festivali kapsamında gösterimi yapılan Manifesto vizyona girdi. Filmin yönetmenliğini Julian Rosefeldt üstleniyor. Başrolde ise Oscar ödüllü Cate Blanchett yer alıyor. Oyunculuğuyla harikalar yaratan Blanchett, Manifesto‘da on üç farklı karakteri canlandırıyor.

Bu seneki İstanbul Film Festivali’nde en çok konuşulan filmlerinden biri olan Manifesto filmi yenilikçi, sıra dışı, gerçekçi, cesur tavırlarıyla dikkat çekmekte. Filmin başarılı olmasında en çok katkısı bulunan isim ise kuşkusuz Cate Blanchett.

Rosefeldt’in başlangıçta bir galeri için video enstalasyonu çalışması olarak başladığı Manifesto, her bölümün birleştirilmesiyle uzun metrajlı bir film haline geldi. Yönetmen, Cate Blanchett ile tanıştıktan sonra bu fikrini uygulamaya geçirdi. Filmde Dadaizm, Minimalizm, Pop Art, Füturizm, Doğma 95 gibi sanat akımlarını hakkında yazılmış manifestoların yer aldığı filmde çoğu zaman monologlar yer almakta.

Manifesto filmi birçok farklı disipline sahip sanatçı ve düşünürlerin manifestolarından oluşuyor. Her bir manifesto farklı bir ortamda monolog şeklinde ele alınıyor. Sizi şimdiden uyarayım: Bu film patlamış mısır eşliğinde izlenebilecek türden değil. Manifesto‘yu anlamak için bütün dikkatinizi filme vermeniz gerek. En ufak bir dikkat dağınıklığı olduğunda filmden kopma gibi durumlar yaşayabilirsiniz.

Rosefeldt’in bu filminde ele aldığı manifestoların her biri şahane bir eleştiri örneğidir. Toplumsal, kültürel, sosyal, ekonomik, bilimsel, sanatsal anlamda birçok eleştiriyi içinde barındırmaktadır.

Filmde karşımıza çıkan on üç farklı karakter çıkmakta. Her birbirinden farklı monoloğa sahiptir. Filmi parça parça olarak incelediğimizde ortaya harika bir çalışma çıkıyor. Karşımıza çıkan ilk karakter evsiz biridir. Bu karakter artık eski dünya düzeninin yok olduğunu yeni bir dünyanın yaratıldığını söyler. Bunları anlatırken de rahatlığından taviz vermez. Umursamaz, asi, öfkeli birinin gözünden görüyoruz etrafı. Yolda yürüyen evsiz adamın biraz uzağında havai fişek patlatan iki kadın görünür. Bu kadınlar yeniliğin habercisi olarak görülebilir. Çünkü onlara biçilen rollerin dışına çıkarak genç bir hale bürünmüşlerdir. İçindeki coşkuları yeni dünyayla birlikte daha görünür bir hal almıştır.

Birbirinden farklı on üç farklı karakter

Sahnelerin her biri farklı ortamlarda gerçekleşir. Cate Blanchett bir anne, işçi, spiker, evsiz adam, öğretmen, koreograf, bilim insanı, borsacı, kuklacı gibi çeşitli karakterlere başarılı oyunculuğuyla hayat vermektedir.

Filme bütünsel anlamda değil de parça parça yaklaşmak daha doğru bir tercih olabilir. Çünkü manifestoların her biri çoğu zaman birbiriyle çelişiyor. Bu durum izleyicinin kafasında soru işareti bırakma ihtimalini doğurabilir. O yüzden filmi bir bütün olarak görmemekte fayda var. Karakterlerin her biri farklı söylemleri savunmaktadır. Spikere göre sanatın her türü sahtedir. Öğretmene göre ise hiçbir şey özgün değildir.

Her karakterin kendine ait bir mekanı vardır filmde. Julian Rosefeldt her mekanı büyük bir titizlikle yansıtmaktadır. Bu mekanlar Cate Blanchett’in göz dolduran oyunculuğuyla önem kazanıyor. Karakterlerin duygu geçişleri de birbiriyle oldukça uyumludur. Mekanlar iç gıdıklayıcı gizemli yerlere dönüşür bir süre sonra. Manifesto filmi izleyende sürekli bir merak fikrini aşılamaya çalışmaktadır. En önemli artısı ise izleyici sorgulamaya sevk etmesidir. İzleyici bu film sayesinde sorgulamanın gücü bir kez daha anlamaktadır.

Manifesto, sanatla ilgili oldukça doyurucu bir yapıt olarak görülebilir. Birçok sanat akımına dair farklı perspektifler sunuyor bize yönetmen. Filmde ele alınan her manifestonun kendine has özelliği var. Cate Blanchett usta oyunculuğuyla izleyiciyi ekrana kilitlemeyi başarabiliyor.

Sanat hakikat mi gerektirir yoksa samimiyet mi?

Filmin sinematografisi de oldukça başarılı. Her sahne birbiriyle dengeli bir şekilde izleyiciye sunulmuş. Filmde ele alınan manifestolar özgürlüğe karşı oldukça talepkâr bir tavır sergiler. Yönetmen bu filminde yenilikçi bir yaklaşımla hareket etmeyi amaçlamıştır. Manifesto çok yoğun ve güçlü bir atmosfere sahip. İnandırıcılık konusunda ise usta bir iş çıkarmış Blanchett.

Julian Rosefeldt aynı zamanda izleyicinin dikkatini hareket geçiren, onları filmin içine çeken müzikler kullanmayı tercih etmiş. Kostümler ise oldukça çarpıcı. Başarılı kostümler filmin inandırıcılığına katkı sağlamış.

Manifesto aslında tek bir doğrunun olmadığını, doğrunun kişiden kişiye veya durumdan duruma değişebileceğinin altını çiziyor. “Sanatta kesin doğru var mıdır? Sanat hakikat mi gerektirir yoksa samimiyet mi? Sanatta her şey orijimal midir?” gibi soruların ilk olarak seyirciye yöneltildiği daha sonra ise karakterlerin farklı bakış açılarıyla yaptıkları monolog şeklinde cevapladıkları bir filmdir Manifesto. Sanatta kesin yargılama yapılmasının doğru olmadığını, bu yargılamayı yapanların bir gün yargılanacağını söylüyor bizlere evsiz adam rolündeki Cate Blanchett.

Sanatla ilgilenenler için oldukça faydalı bir film olacağına benziyor Manifesto. Birden fazla izlenebilecek türden bir yapıt. İnsanı hipnotize eden, baş döndürücü etkiye sahip bir film bu. Öyle ki filmden çıktıktan sonra bir süre izleyiciler kendilerine gelemiyor. Filmde çok fazla manifesto olduğu için hepsini aynı anda anlamak çok zor. Bazı manifestolar oldukça acımasız ve şiddet yüklüyken bazıları oldukça ılımlı bir şekilde yansıtılmıştır. Bu tarz zıtlıkları doğru bir şekilde özümsemek için filmi sakin bir ruh haliyle ve dikkatli bir şekilde izlemek daha faydalı olacaktır.

Rosefeldt, manifesto filmiyle sanat dünyasına farklı pencerelerden bakmamızı sağlamış. Manifesto günümüz hayat koşullarında izleyicilere yeni bir nefes olmayı ilke edinen, Cate Blanchett’in güçlü oyunculuğuyla varlığını sağlamlaştıran harikulade film olmuş.