18.11.2020

Modern Klasikler: Annie Hall

Woody Allen’ın sinema tarihine iz bırakan filmi Annie Hall, Alvy ve Annie’nin arasındaki çalkantılı ilişkiyi anlatıyor. Lineer olmayan bir anlatım ile izlediğimiz film, geçirdikleri çok güzel bir günü anlatırken diğer sahnede ilişkilerinin bitme noktasında oldukları dönemleri gösterebiliyor.

Alvy, fazlasıyla kompleksli, depresif bir komedyen. Her şeyden nefret etme potansiyeli olan Alvy, kırk yaşında olduğu için yaşlanmışlık hissini fazlasıyla omuzlarında hissediyor. Bu yaşlanmışlık hissi onun için bir yük olsa da aslında bunun arkasında yatan en büyük sebep, ne kadar bunu fazlasıyla dile getirmese de yalnız kalma korkusu. Ayrıca ileri derecede obsesif bir karakter olması da sosyal hayatına fazlasıyla etki ediyor. Annie ile olan ilişkilerinin yürümesini de Annie’nin ilişkinin başlarında bir nevi onun öğrencisi konumunda olması. Alvy’den öğreneceği çok fazla şey olduğu için Alvy’nin sıkıntılı obsesif karakterini görmezden geliyor, zaman zaman öğretici tavırları Annie için sıkıcı olsa da tahammül edebiliyor.

Alvy ve Annie, sinemada kuyrukta beklerken Alvy, hemen arkalarında konuşan çiftin konuşmalarına odaklanmadan edemez. Fellini’nin bir filmi hakkında konuşan erkek (muhtemelen ilk randevularındalar), kız arkadaşını etkilemek için akademik bir dil kullanarak film ile alakalı bir şeylerden bahseder. Alvy bu durum karşısında tepkisiz kalmakta oldukça güçlük çeker. Alvy, Annie ile bir yandan tartışırken bir yandan da arkalarındaki adamın süslü bir dille anlattıklarına kendi kendine bir şeyler mırıldanır. En sonunda sinemadaki dördüncü duvarı yıkar ve kameraya dönerek konuşmaya başlar. Filmin gerçekliğini yıkan bu sahneyle filmin gidişatı değişir.

Film, romantik filmlerdeki rastlantılar, ilişkilerine sıkı sıkıya bağlı olan iki kişi gibi romantik filmlerin klasik özelliklerini bir kenara bırakıp, yerine bir nevi sevgi-nefret ilişkisini gözler önüne seriyor. Bu yönüyle gerçekçi bir hikaye anlatımının önü açılıyor. Fakat filmin sonunda da kendi deyimiyle “sanatta her şeyi mükemmel yapmaya çalışırsınız çünkü bunu hayatta yapmak çok zordur” diyerek romantik filmlerin çoğunun gerçek bir ilişki yerine, gerçek olamayacak kadar güzel ilişkileri göstermesini de sanatın gerçek olamayacak şeyleri önümüze sermesine bağlayabiliriz.

Birçok romantik filmi düşünecek olursak idealleştirilmiş ilişkilerin yansımalarını görebiliriz fakat Annie Hall, bize bundan çok daha farklı bir pencere sunuyor. Daha gerçekçi bir ilişki, tıpkı hayatta rastladığımız gibi; sevgi dolu güzel zaman geçirmekten çok tartışmaları barındırıyor, ama yine de film bize birbirini seven iki insanı anlatıyor. Çalkantılı bir şekilde ilerlese bile birbirleri arasındaki bağı görüyoruz. Aynı zamanda bu yönüyle filmin zamansızlığını da fark ediyoruz, bundan yıllar önce ilişkilerdeki kompleks yapının değişmediği gibi, yıllar sonra da değişmeyeceğini görüyoruz.

Filmin lineer olmayan anlatımı aslında filmin gerçekçiliğini besliyor. Alvy’i ilk sahnede Annie’den ayrılmış olarak görüyoruz. Neden ayrıldığını, neyi yanlış yaptığını sorguluyor. Film bizi aslında Alvy’nin zihninde bir yolculuğa çıkarıyor. Herhangi bir olayı düşünürken hissettiklerimizi hatırlayalım, olayla ilgili artıları düşünürken bir anda aklımıza yanlış yaptığımız, hatalı olduğunuz yerleri düşünmeye başlarız. Tam olarak film de bu noktada kendini ortaya koyuyor. Alvy’nin zihninde tıpkı kendi düşüncelerimizde olduğu gibi bir yolculuğa çıkıyoruz.

Düşüncelerimizde lineer bir anlatım olmayacağı gibi hayatımızda da lineer bir anlatım yoktur. Herhangi bir olay kontrolümüzde gibi gözükse bile hiçbir şekilde düzenli bir biçimde sunulamaz bize. Tamamen Lineer olmayan bir hayatı yansıtmak için de bu şekilde bir anlatım sunularak gerçeklik unsuru fazlasıyla desteklenmiş.