17.12.2018

Roma: Hatıratların Büyüsü

Oscar Ödüllü yönetmen Alfonso Cuarón’un son filmi Roma geçtiğimiz günlerde Netflix ve sinema salonlarında vizyona girdi. Bu vizyon karmaşası seyirci için yeni bir gelişme oldu. Netflix’te olan bir film sinemada izlenmeli mi tartışmaları başladı. Cuarón filmi sinema için yaptığını söylüyor, “şansı olanlar sinemada görsün” diyenler çoğunlukta.

Bu tartışmalar bir yana, önümüzdeki dönemde Roma gibi yayına sokulacak filmler çıkacaktır, günümüzdeki hızlı değişimler sinema filmlerini de etkiliyor kuşkusuz. Sinema koltuğunu kanıksanmış seyirci için bazı değişimleri kabul etmek zor olacak. Tabi her değişimin başlangıçta sancılı olduğunu unutmayalım.

Orada Yaşanmış Bir Hayat, Cleo’nun Hayatı

Meksikalı yönetmen çocukluk hatıratlarını işliyor Roma’da. Meksiko City’de Roma adlı mahalledeyiz. Film 70’li yıllarda geçiyor, hayatın bu kadar hızlı olmadığı yıllar. Üst orta sınıftan insanların yaşadığı gösterişli evlerin olduğu bir yer Roma. O yılların fakir Meksika’sında var olan fakat hiç oralı olmayan bir mahalle. Halkın sorunlarından, siyasi olaylardan arıtılmış bir ev, dört çocuk, dağılan bir evlilik ve çocukların bakımı, evin düzeni omuzlarına yıkılmış bir hizmetçi, Cleo. 

Roma gerçekten daha gerçek bir film olarak göze çarpıyor. Günlük hayatın sıradan olayları arasında Cleo’yu takip ediyoruz. Yönetmen pek müdahale etmiyor, kamerasını salonun ortasına bırakıyor ve akıp gidiyor hayat. Kavgalar, ayrılıklar oluyor hiç sesimizi çıkarmadan evin bir köşesinde olan biteni takip ediyoruz. Yönetmenin özellikle tercihi olan geniş plan çekimler, sağa sola kaydırılan kamera bizi hikâyenin içine çekiyor, orada olduğumuz hissi içinde oluyoruz.

Cuarón’un kamerasında Cleo ile sürükleniyoruz, köpek dışkılarını temizlerken karşılıyor bizi Cleo, çamaşır asarken yanındayız, sinemada arkasında, okyanusta onunla beraber dalıp çıkıyoruz sulara. Roma olağanüstü kamera kullanımı, kusursuz görüntü yönetimiyle basit anlatıyı zirveye çıkartıyor. İlmek ilmek işleniyor hikâye, şurası fazla şurası eksik diyemiyoruz. Yönetmen maharetinin ne demek olduğunu anlatıyor bize film.

Cleo’nun arkasındaki dünyada fırtınalar kopuyor; yangın, deprem, çatışmalar vs. Dönemim Meksika’sının portesini göstermeye soyunmuyor film, zaten sırrı da burada gizli. Cleo’nun hikâyesinde ilerliyoruz biz, hayatı yaşamaya çalışıyor kadın, her şey değişirken ayakta kalmaya çalışıyor. Küçük olaylarla, metaforlarla hikâyeyi zenginleştiriyor yönetmen, büyük olayların albenisine ihtiyaç duymuyor. Şöyle bir geçip gidiyor kamera çatışma arasında, bakın burada da şöyle bir hayat var demek istiyor Cuarón; işte bu sizin hayatınız. Böylece bağ kurmayı başarıyor film seyirciyle, güçlü ve derin bir bağ. Hayata, yaşamaya ve mücadeleye dair.

Filmde İtalyan Yeni Gerçekçiliğinden izler görebiliyoruz. Adının Roma olarak seçilmesi bundan mı kaynaklanıyor bilmiyorum. İtalyan Yeni Gerçekçiliğinde olduğu gibi kamera sokaklarda dolanıyor, hayat olduğu gibi gösteriliyor tüm açıklığıyla. İtalyan Yeni Gerçekçi filmlerin büyüsünü Roma dayakalamak mümkün, özellikle Corpus Christi Katliamının gösterildiği sahnelerde bir Rossellini, bir Fellini filmi izliyor havasına kapılabilirsiniz.

Sinemanın Kendisi Bir Mucizedir

Filmin bir sahnesinde gençlere eğitim veren dövüş ustası “şimdi size herkesin yapamayacağı bir hareket göstereceğim” diyor. Gözlerini kapatıyor, sol bacağını ortasından bükerek ayak içini sağ bacağının kenarına yerleştiriyor. Görünürde basit bir hareket gibi duruyor bu, izleyenler hayal kırıklığıyla gülüyorlar ustaya. Adam ise istifini bozmadan ne bekliyordunuz diyor, bir mucize olmasını mı, uçma mı, uçağı düşürmemi mi? Cuarón’un dilinden konuşuyor bana göre, bir film çekiyor Cuarón basit gibi görünen ama yapması bir o kadar zor. Ustanın sözlerinden sonra herkes gözlerini kapatarak hareketi yapmaya çalışıyor, yapamıyorlar tabii. Güçlü bir beden- zihin koordinasyonu gerekiyor hareketi yapmak için, kalabalık arasında orada bulunan Cleo yapabiliyor, tabii sadece onun yapması tesadüf değil. Yönetmen benden bir mucize beklemeyin diyor, gelin hayatın içindeki sırrı beraber keşfedelim.

Roma son yıllarda çekilen filmler arasında ayrıcalıklı bir yere erişti. Üstelik hem sinema hem de internette izlenebilecek olmasıyla bir ilke imza attı. Belki de etkisi uzun yıllar hafızalarımızdan çıkmayacak bir sinema deneyimi. İsterseniz vizyonda isterseniz Netflix’te olsun kesinlikle izlenmeli.