30.05.2017

Sex Tape: Klişelerin Vazgeçilmezliği

İnternetin günden güne gelişmesiyle birlikte porno film siteleri giderek yayılmaya ve kendi içinde birçok kategoriye ayrılmaya başladı. Bu genişlemeyle doğru orantılı olarak sektör dışındaki insanlar kendi amatör sevişme sahnelerini videoya çekip internete koymaya başladılar. Zamanla bir takım ünlü şahısların da bu furyaya katılmasıyla sonradan “sex tape” adı verilen bu videoların popülerliği ciddi derecede arttı. E bu kadar süredir devam eden “sex tape” olayının bir Hollywood filmine malzeme olmamasını bekleyemezdik herhalde. Tabi ki Boggie Nights, Zack and Miri Make a Porn gibi bu konulara el atan filmler yapıldı fakat Sex Tape bu kadar geniş bir atmosfere girmeyen, bahsettiğim filmlerin özgünlüğünden yoksun, olayların çabucak oldu bittiye getirilmesinin amaçlandığı bir film.

Yönetmen Jake Kasdan 2011’de yönettiği Bad Teacher filminin başrol oyuncuları Cameron Diaz ve Jason Segel ile tekrar bir araya geliyor bu filmde. Zaten Sex Tape’i Bad Teacher’ın detaylardan arındırılmış, cinsel öğelerin daha da abartıldığı versiyonu olarak düşünebilirsiniz. Konusu bel altına odaklı olan bir filmin tamamen bel altı esprilere yaslanması gayet normal diyeceksiniz fakat yoğun bir şekilde kullanılan klişeler bize daha filmin başlarında “yeni” bir şey izlemeyeceğimizi fısıldıyor. Kaderin oyununa bakın ki seks komedilerini yazmak iki haftadır bana düşüyor. Seks komedisinin ustasıyım, klişelerin hastasıyım diyerek filmin konusuna değineyim o zaman…

Film Annie ve Jay çiftinin bol sevişmeli sekanslarından oluşan bir açılış yapıyor. Fantezide sınır tanımayan çiftimizin keyfinin gayet yerinde olduğunu anlıyoruz hemen. Fakat bir süre sonra Annie’nin hamile kalması ve çiftin evlenmeye karar vermesiyle hayatları başka bir yola giriyor. Geçen süre içinde iki çocuk sahibi olmuş çiftimiz bütün zamanlarını işlerine ve çocuklarına ayırmaya başlıyorlar. Birbirlerine karşı hissizleşiyorlar, eski ateşli sevişmelerinden eser kalmıyor. Külleri tekrar alevlendirmeye çalışan Annie ve Jay bir türlü eski formlarını yakalayamıyorlar. En sonunda kurtarıcı bir hamle olarak kendilerini sevişirken videoya almaya karar veriyorlar. Videoyu iPad’inden silmeyi unutan Jay’in bu hatası onlara pahalıya mal oluyor…

Film Annie ve Jay’in aldıkları bir sms sonucu videonun yayılmaya başladığını düşünmeleri ve bunu engellemek için düştükleri komik hallerin art arda sıralanmasıyla bizi çiftin telaşlı maceralarına ortak ediyor. Senaristler Annie ve Jay çiftini oldukça rahat, samimi, birbirlerine karşı hiçbir konuda çekinmeyen bir çift olarak yaratırken karakterlerin bu yönünden oldukça beslenmeyi amaçlamışlar. Fakat ortada sağlıksız bir beslenme var. Çiftin cinsel ilişki esnasındaki garip halleri, birbirlerinin performanslarıyla ilgili yaptıkları yorumlar vs derken film bir klişe deryasının içinde boğuyor seyirciyi. Ortalarda biraz daha dinamizm kazanan öykü birkaç yerde gerçekten güldürmeyi başarıyor. Sinema ve dizilerle ilgili espriler filmin en akılda kalıcı yanlarının başında geliyor. Keşke cinsellik ile ilgili her durumdan espri çıkarmaya çalışmak yerine bu tarz akıllıca esprilere daha çok yer verilseymiş. iPad programları muhabbetinin oldukça fazla olması ve buna paralel olarak sırf reklam yapmak adına oluşturulmuş diyalogların eğreti yapısı fazla göze batıyor. Şu günlerde Amerika’daki bazı ünlülerin icloud hesaplarının hacklenmesi sonucu sosyal medyada inanılmaz bir hızla yayılan ve anında gündemi oluşturan fotoğraflar aklımıza geliyor hemen. Sex Tape’in zamanlaması ise manidar…

There is Something About Mary’den sonra bu tarz komedilerin aranan ismi haline gelen Cameron Diaz filmin hareketliğini ve enerjisini korumak için elinden geleni yapıyor. Fazlasıyla tutuk bir oyuncu ve aynı zamanda filmin senaristlerinden biri olan olan Jason Segel’in film içindeki negatifliğini pozitif enerjisiyle dengelemeye çalışıyor. Yıllar içinde güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Diaz filmi olduğundan daha sürükleyici bir hale getiriyor, özellikle erkekler için. Kendisini bu tarz rollerde görmek hoş olsa da Gangs of New York, Being John Malkovich gibi filmlerde yeniden görmeyi de istiyoruz artık. “Eh işte” denilebilecek şekilde yazılmış yan karakterler ise bu eh işte’liğe uygun performanslar sergiliyorlar. Filmdeki bütün cinsel enerjinin mizaha dönüştürülme çabasına katkıda bulunuyorlar yalnızca. (Tabi ki konuk oyuncu Jack Black farkını ortaya koyuyor az da olsa)

Bunu ironik bir biçimde yapsa da evliliğin maneviyatına değinmeden edemiyor film. Bütün zorluklara ve hayatın tamamen değişmesine rağmen sevginin gücünün eninde sonunda her şeyi kurtarıp toparlayacağı mesajına hazır olarak izliyoruz filmi. Bu klişe senaryo hamlelerinin bizi çıkaracağı başka bir yol da yok zaten. Beyaz Amerikalı orta sınıf ailelerin her zaman mutlu olmanın bir yolunu bulacaklarını Hollywood filmleriyle büyümüş olan bizler çok iyi biliyoruz zaten. Onlar istedikleri kadar mutlu olsunlar bu filmin geneline yayılan sıradanlık bir sinemasever olarak beni mutlu etmeye yetmedi, yetmeyecek…