06.05.2016

SİNEFİL GÜNLÜĞÜ: Deadly Maria (1993)

İlk filmler, bir yönetmeni tanımak için en önemli duraktır aslında. Birçok yönetmenin en özgün, cesur, anarşist ve çarpıcı filmleri hep ilk filmleridir. İşte ülkemizde ve dünyada Run Lola Run (1998) filmiyle tanınan ve sevilen yönetmen Tom Tykwer’in de ilk filmi Ölümcül Maria (Deadly Maria), böylesine çarpıcı, rahatsız, huzursuz, soğuk, korkunç ve muhteşem bir sinemasal deneyimdir. Akraba olduğu, David Lynch’in Eraserhead (Silgi Kafa, 1977) ve Gaspar Noé’nin Seul Contre Tous (Herkese Karşı Tek Başına, 1998) filmleri de, yönetmenlerin ilk ve en özgün yapıtlarıdır. Bu iki filmdeki gibi Ölümcül Maria’da da, ana karakterin yaşam boyu süren kabusu resmedilir.

“Geçen hafta öldüğümü hayal ettim. O kadar da kötü değildi. Sadece, çok yüksekten düşüyordum. Önce başım dönüyordu; ama sonra, bunun güzel bir duygu olduğunu fark ettim.”  (Maria)

Maria, kendisi doğduğunda annesini kaybetmiş, bunun etkilerini üzerinden atamayan kumarbaz babasının  baskılarıyla ve tacizleriyle büyümüştür. Maria’yı okuldan alan baba, onu bir ev hanımı olarak yetiştireceğini söyler. Bir gün eve geldiğinde Maria’yı, eski okul arkadaşı bir çocukla öpüşürken gören baba felç geçirir ve yatalak olur. On altı yaşında felçli babasına bakmak, onu tuvalete götürmek, yıkamak ve altını temizlemek gibi görevlerle, küçük bir evde cehennem hayatı başlar Maria’nın.

Sorunlu ve oldukça sessiz bir çocuk olan Maria, çocukluğundan beri kafasındaki binlerce sesle yaşamakta, içine giren havanın sesini dinlemeyi sevmekte ve 10 yaşında kendisine verilen Fomimo adlı bir küçük heykelle arkadaşlık etmektedir. Fomimo, Maria’nın tek arkadaşıdır, dünyadaki tek iletişim kaynağıdır. Maria kendine özel bir köşe kurar, bu köşedeki sandığa, 10 yaşından başlayarak her gün Fomimo için mektuplar yazıp saklar. Fomimo ile Maria’nın fantastik arkadaşlığının yanında, bu köşede bir de hayatı boyunca öldürdüğü ‘önemsiz’ böcekleri bir kutunun içinde biriktirip, onları tür ve boyutlarına göre kategorilere ayırır ve bir koleksiyon yapar Maria, böcek koleksiyonu.

16 yaşındaki Maria, yatalak babasının ‘emriyle’ çocuk yaşta, babasının kumar arkadaşlarından biriyle evlenir. Maria, geçmişte Fomimo’ya yazdığı mektupları açtıkça, bu anlara flashback’le geri dönüp, Maria’nın acılarına ortak oluruz. Yıllarca her gün aynı kabusu yaşayan yalnız Maria, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu izleri taşır ve sürekli o’nu kafasındaki anlamsız binlerce fısıltıyla donuk şekilde izleriz.

Her gün 06:00’da kalkıp kocasının kahvaltısını hazırlar, kahvesini koyar, onu işe uğurlar ve 06:30’da pencerenin önüne geçip bir sigara yakıp, karşı apartmandaki komşusunun evden çıkışını izler Maria. Bu adam bir gün telefon edip Maria’yı evine davet eder. Kendisi de Maria gibi takıntılı bir karakterdir ve bugüne kadar yayımlanmış tüm kitapların adları, yayım yılları ve yazarlarının kaydını tuttuğu bir kitap yapmaktadır. 21 yıldır devam ettiği projesindeki hedefi, ömrü elverirse ‘Y’ harfine kadar kitabı tamamlamaktır.

Bu iki sorunlu ruh birbirine aşık olur; ama Maria’nın evde yatalak bir babası ve bulunduğu cehennemin bekçisi bir kocası vardır. Bu aşk, Fomimo ile Maria’nın artık bir şeyleri değiştirmeye karar vermelerine neden olacaktır.

Modern insanın yalnızlığa mahkum ve soğuk kent yaşamı; küçük yaştan itibaren karşılaşılan hayatın acıları ve aile kurumunun çekirdeğinde oluşabilecek kronik problemler; yabancılaşma ve kişisel takıntılar, ruhsal sağlık sorunları ve tüm bu olumsuzluklarla hayata tutunmaya çalışan karakterleriyle, rahatsız edici, hiptonize edici, unutulmaz bir sinemasal deneyim Ölümcül Maria.

Tykwer’in henüz yirmi sekiz yaşında çektiği bu unutulmaz film, çeşitli festivallerden ödülle dönmüş ve zamanla bir kült film olarak anılmaya başlamıştır. Film, 18. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında 1999’da ülkemizde de gösterilmişti.