27.05.2017

Transformers: Kayıp Çağ

Tolga DEMİR

Dördüncü Transformers filmi olan Kayıp Çağ, bu hafta vizyona giriyor. Aksiyonu ve oyuncu kadrosuyla ön plana çıkan filmin belli başlı çokça sıkıntısı mevcut. Sıkıntılarının en başında filmin vaad ettiklerini verememesi bulunuyor. Bunun yanı sıra, enerjisini de bir türlü istediği düzeyde tutamıyor.

Chicago’da çıkan uzaylı savaşından sonra ABD hükümeti ve CIA bunun tekrarlanmaması için önlemler almaya başlarlar. Transformerlar artık dünya üzerinde yasadışı mülteci konumuna düşmüştür. Kaçak durumdaki Otobotların lideri Optimus Prime’ı bulan Cade Yeager, (Mark Wahlberg) Prime’ı tamir etmeye çalışırken peşine düşen ajanlardan kaçmaya başlar. Eski hayatına dönmek isterken kendilerini, kızı ve müstakbel damadıyla birlikte, bir uzaylı savaşının ortasında bulurlar.

Hiç uzatmaya gerek yok sanırım. Külliyatı zengin olan serileriden biri olmasına rağmen Transformers, bu dördüncü filminde ‘insan eliyle’ bir hikaye yazma çabasına girerek zorlama bir senaryo ile izleyici karşısına çıkmış. İlk sahneleriyle umut verici görünse de, film ilerledikçe bu umudunu hızla yitiriyor. Filmi izlerken senaristlerin aklına iki farklı fikir geldiğini, ama bunlardan birini seçemeyip ikisini de kullanarak tek bir film yapmaya çalıştıklarını düşünmek mümkün. Keza aralarındaki bağlantı oldukça suni olan iki farklı macera birbirini takip ediyor. Filmin açılışında ortaya koyulan teoriye bağlı kalmak adına biraz daha gayret gösterilse belki daha derli toplu bir film ortaya çıkabilirdi.

Yönetmenliğini Michael Bay’in yaptığı filmin, elbette, en iddialı olduğu noktalar oyuncu kadrosuyla, aksiyon seviyesi ve görsel efektleri. Transformers serisinin, efektler konusunda her zaman çok başarılı olduğunu söylemek lazım. Ama 2014 yılında sadece görsel efektlerle başarılı bir film yapmak mümkün değil. Aksiyon seviyesi ise, filmin kendi içinde çalkalanmasından fırsat bulduğunda yer yer tatmin edici bir düzeye ulaşabiliyor. Filme yerleştirilen göndermeler ve referanslar da çok sık tekrarlandığından bir yerden sonra boğucu bir hal alıyor. Zaten oldukça uzun süresi bile göz korkutabilirken araya sıkıştırılmaya çalışılan bu fazlalıklar, filmin aksak temposunu daha da sekteye uğratıyor. Bunlardan fırsat buldukça dikkati filme toplayabilecek olan aksiyon sahnelerinin etkisi de ister istemez düşüyor.

Transformens’ın oyuncu kadrosunda Mark Wahlberg, Kelsey Grammer ve Stanley Tucci gibi isimleri bulunuyor. Bunlar arasından film içerisinde en çok kafa karışıklığı yaratan şüphesiz Stanley Tucci. Özellikle filmin ikinci yarısında çok güzel bir performans sergiliyor ve bütün mizah yükünü tek başına sırtlıyor. Mark Wahlberg’i de bu kez bir aile babası olarak izliyoruz. Filmin en kilit rollerinden birini canlandıran Kelsey Grammer ise karakteriyle çok uyumlu bir görüntü çiziyor.

Haftanın vizyon filmleri arasında en iddialısı olmasa da, elbette yüksek gişe iddiası bulunan bir film Transformers. Maalesef ilk filmden bu yana çok kan kaybeden serinin son filmi Kayıp Çağ, kafası oldukça karışık olarak izleyicisinin karşısına çıkıyor.