24.08.2018

Twarz: “Yüz”le Değişen Hayat

Kadir Yalçın

Yüz… Bizi biz yapan ve toplumda tırnak içinde senin konumunu, güzelliğini ispatlayan en büyük etken…

Yüz (Twarz) filmi, Jacek karakterinin muhteşem yüz hatlarını, uzun saçlarını, kusursuz bir şekilde karşımıza çıkarıyor. Yönetmen Jacek karakterini perdeye benzersiz ve aynı zamanda ruhani olsun diye İsa’ya benzeyen biri olarak yansıtıyor.

Dünyanın en büyük İsa heykeli inşaatında çalışıyor aynı zamanda kendisi de İsa’ya benzeyen karakterimiz. Bir anlık talihsizlik onu İsa’ ya benzemekten artık alıkoyuyor. İnşaatta kaza geçiren Jacek’in yüzü ağır yaralanır ve yüz nakli olur. Filmde yüz naklinden önce Jacek; oldukça popüler, sevgilisi olan –hatta evlenme teklifini kabul ediyor kız- İsa’ya benzerliği ile oldukça sevilen biridir. Ama yüz naklinden sonra içine şeytan kaçmış gibi bakılan, sevilmeyen, annesi ve sevgilisi tarafından reddedilen, toplum tarafından dışlanan biri olur. Bu yozlaşmış ve ikiyüzlü toplumda onu koruyan, kollayan tek kişi ablasıdır.

Toplumun İkiyüzlülüğü

Yıllarca aynada aynı kişiyi görüyorsun ama sonra baktığın kişi farklı olduğunda o gerçekten sen olmuyorsun. Olamıyorsun. Film toplumun, annenin, dinin ikiyüzlülüğünü çarpıcı bir vahşetle bizlere yansıtıyor. Bir annenin çocuğunu tanımaması, hatta onu şeytanla kıyaslaması belki de yönetmenin toplumun nasıl değiştiğini, nasıl değişebileceğini bizlere gösterdiği en çarpıcı sahnelerden.

Kaza anında ambulansın gelme sahnesini yönetmen öyle bir ses efekti ile çekmiş ki kendimizi o an orada hissediyoruz tamamen. Oradayız ve öznel kamera ile etrafa bakan Jacek’a dehşet ve acıma ile karışık bir hisle bakıyoruz. Onun acısını hissediyoruz. O oluyoruz o sahnede. Yönetmen bizi onun yerine koyuyor.

Polonya’nın ilk yüz nakli operasyonunu geçiren Jacek; nakilden sonra kendisini tanımasını, psikolojik travmaları, toplumun ona bakışını, hastane yönetimi ile girdiği ücret polemiğini, sağlık kurumunun ona yardım etmesini kabul etmemesini, inşaat şirketinin olayı üstlenmemesini; bu durumların sonucunda nakilden sonra tekrar tedavi görmesi için medyanın verdiği teklifi kabul edişini izliyoruz. Ona nasıl şekil verdiklerini izliyoruz. Aslında toplumun her parçasının ikiyüzlülüğünü, medyanın bir insanı nasıl metalaştırarak sattığını görüyoruz. Yönetmen bize son dönem Polonya halkını ve halkın sosyal yapısını, dinin nasıl yozlaştığını, medyanın insanı nasıl kullandığını apaçık sahnelerle gösteriyor.

O son sahne, Call Me by Your Name filminde Oliver’ın trenle eve gidişini hatırlatıyor. Artık toplumun, sevgilisinin, öz annesinin onu dışlamasına, dışlamalarına dayanamıyor Jacek. Bir otobüse atlıyor, yönetmen kamerayı ona doğrultuyor; o bize bakıyor, biz de ona bakıyoruz. Bir şey demeden öylece sadece göz teması…

“Yüz”; oyunculuklar, sinematografisi, yönetmen bakışı, işlediği konu bakımından oldukça etkileyici bir film. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarıştı ve “Büyük Jüri Ödülü”nü kazandı.