25.01.2018

Sevgisiz (Loveless)

Andrey Zvyagintsev’in yönettiği Sevgisiz (Loveless) filminin oyuncu kadrosunda Maryana Spivak Aleksey Rozin Matvey Novikov ile Aleksey Fateev yer alıyor.

Sevgisiz (Loveless), 26 Ocak 2018’de vizyonda!

Zhenya ve Boris, bıkkınlık, nefret ve karşılıklı suçlamalarla tükenen evliliklerini sonlandırmak üzeredir. Boşanma işlemlerini başlatmadan çok önce ayrı hayatlar kuran ve hayatlarına yeni birileri giren ikili yeni bir başlangıç yapmak için sabırsızdır; ta ki tartışmalarından birine kulak misafiri olan 12 yaşındaki oğulları Alyosha ortadan kayboluncaya kadar…

Yönetmenin Görüşü :

Sevgisiz ile Ingmar Bergman’ın Bir Evlilikten Manzaralar filmi arasında paralellikler kurmak istedim. Farklı dönemlerde yaşasalar da, farklı karakterlere sahip olsalar da her iki filmdeki kahramanlar da, ne gerçekten varlıklarının farkına varabilen ne de kendilerinden şüpheye düşen şehirliler. Zhenya ve Boris, bugünün sıradan orta sınıf çiftlerinden sadece bir tanesi.

Yıllardır sürdürdükleri evliliklerinde birbirinden usanmış bir adam ve bir kadın, boşanmanın arifesindedir. Bunun abartılacak bir yanı yok… Ancak ikisinin de yeni projeleri var. Sayfayı çevirip, kendilerini tamamlanmış hissettirecek ve vaatlerle dolu bir gelecek sağlayacak yeni duyguları ve yeni partnerleriyle hayatlarının sıradaki bölümüne başlamak istiyorlar. Geçmiş deneyimleri biraz da olsa cesaretlerini kırmış ama geleceğe karşı umutlarını yitirmemiş haldeler. Yapmaları gereken tek şey, mutluluklarıyla aralarına giren yükü sırtlarından atmak: İkisine de yabancı, birbirlerinin yüzlerine kindarca çarptıkları, bir oyuncak bebek misali arada kalan oğulları Alyosha. “Değişeceğim. Bana bu hayal kırıklıklarını yaşatan hataları tekrar etmeyeceğim. Yeniden başlayacağım.” Bu, kendi fiyaskolarından başkalarını sorumlu tutanların bakış açısı. Sonunda değiştirebileceğiniz tek şey, kendinizsinizdir. Ancak o zaman dünyanız yeniden aydınlanır. Belki de bu aydınlanma, korkunç bir kayıpla gerçekleşir. İçinde yaşadığımız post-modern dönem, insanları bir araç olarak görüp, onlara çok az ilgi duyan bireylere durmaksızın bilgi sağlayan bir akıntıya boğulmuş, post-endüstriyel bir toplum. Bugünlerde her koyun kendi bacağından asılıyor. Bu ilgisizlikten kurtulmanın tek yolu tamamen yabancı olduğu insanlar dahil kendini başkalarına adamak. Tıpkı, sanki hayatının amacı buymuş gibi hiçbir ödül beklemeksizin kasabayı didik didik edip bu kayıp çocuğu arayan gönüllü arama koordinatörü gibi. Bu basit görev, tüm eylemlerine bir anlam yüklüyor. Çivisi çıkmış dünyayla ve insanlığını yitiren adem oğluyla mücadele vermenin tek yolu bu.