23.03.2019
38. İstanbul Film Festivali’nde Kaçırmamamız Gereken Filmler
Halil Şimşek
Oray
Genç Ustalar
Festivalde sinemaseverlerin merakla beklediği popüler nitelikteki filmlerin arasında kaybolan fakat potansiyeli bulunan ve kıyıda köşede kalıp pek dillendirilmeyen filmlerden ilki Genç Ustalar bölümünde yer alan Oray. Dünya prömiyerini bu sene Şubat ayında gerçekleştirilen 69. Berlin Film Festivali’nde yapan ve burada yönetmeni Mehmet Akif Büyükatalay’a En İyi İlk Film ödülünü kazandıran film, ülkemizde ise ilk gösterimini festivalde yapacak. Oyuncu kadrosunda Netflix’in Alman dizisi Dogs of Berlin’den hatırlayacağımız Deniz Orta’nın da yer aldığı film, uyum sorunları yaşayan genç bir erkeğin hayata tutunma çabasını gerçekçi bir sinema diliyle anlatıyor. Gençlik yıllarında suça bulaşan ve hapse giren Oray, ”dışarı”da kurduğu yeni hayatta eski alışkanlıklarından uzak durmaya çalışmaktadır. Öfkesini kontrol altına almak ve daha iyi bir insan olmak için İslam’a tutunur. İnancı ve karısı Burcu’ya aşkı onun için en önemli şeylerdir. Fakat bir kavga sırasında öfkesine hâkim olamaz ve karısına ”boş ol” der. Danıştığı imama göre karısından bir süre uzak kalması gerekmektedir. Bu zorunlu ayrılık Oray’ın hayatta durduğu yeri ve inancını sorgulamasına yol açar ve olaylar gelişir. Festivalde gözlerden uzak parlak filmleri keşfetmek isteyen sinemaseverlere duyurulur.
Dağ – The Mountain
Mayınlı Bölge
Festivalin dikkate alınması gereken filmlerinden bir diğeri ise tarzı, yaklaşımı, tekniği ya da anlatımı farklı, alışılmadık, öncü, bazen zorlayıcı, sivri filmlerin bulunduğu Mayınlı Bölge‘de yer alan Dağ (The Mountain). Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 75. Venedik Film Festivali’nde yapan film, ülkemizdeki ilk gösterimini festivalde yapacak. Yer yer Yorgos Lanthimos ve David Lynch’i anımsatan tarzı ve etkileyici görselliğiyle kimin deli kimin akıllı olduğuna dair düşündürücü sorular soran film, 50’li yılların Amerika’sında geçen bir hikâyeyi anlatıyor. Filmin merkezinde lobotomi deneyleri yapan aile dostları Dr. Fiennes’in yanında fotoğrafçı olarak çalışmaya başlayan genç Andy var. Andy eksantrik doktorun hastalarıyla yakınlaştıkça hem bir kâbusa daldığını fark ediyor hem de kendi zihin sağlığından şüpheye düşüyor. Tarzı ile Mayınlı Bölge kategorisinin hakkını veren ve alabildiğine huzursuz edici filmin çarpıcı oyuncu kadrosunda Ready Player One’ın yıldızı Tye Sheridan ile Dr. Fiennes rolündeki Jeff Goldblum’un yanı sıra kült oyuncu Denis Lavant da yer alıyor.
Marighella
Sinemada İnsan Hakları
Festivalde dikkat edilmesi gereken bir başka film ise Sinemada İnsan Hakları bölümünde yer alan Marighella. Dünya prömiyerini bu sene Şubat ayında gerçekleştirilen 69. Berlin Film Festivali’nde yapan film, ülkemizdeki ilk gösterimini festivalde yapacak. Brezilya’nın çok yönlü sanatçısı, gazeteci, müzisyen, oyuncu, Narcos dizisinin Escobar’ı Wagner Moura’nın bu kez kamera arkasına geçtiği film bu yönüyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Moura’nın yönettiği ve senaryosunun yazımına da katıldığı ilk filmi, Brezilyalı Marksist, ideolojik aktivist, siyasetçi Carlos Marighella’nın hayatını sinemaya aktarıyor. 1960’larda askeri diktaya karşı mücadele veren Marighella’yı filmde ünlü müzisyen ve oyuncu Seu Jorge canlandırıyor. Temposunu hiç düşürmeyen film, 1969’da öldürülen Marighella’nın hayatının son yıllarına odaklanıyor. Biyografi tarzı filmleri seven sinemaseverlere duyurulur.
