23.03.2019

38. İstanbul Film Festivali’nde Kaçırmamamız Gereken Filmler

Seza Köreken Yalçınkaya

The Eyes of Orson Welles – Orson Welles’in Gözleri

Cinemania

1941 yapımı “Citizen Kane” filmiyle kariyerinin en üst noktasına ulaşan ve bu kadar büyük bir başarının sonrasında Hollywood’da sık görüldüğü üzere düşüşe geçen ve en dibi gören yönetmenlerden biri Orson Welles. Hatta kendisi bu durumu “Zirvede başladım ve oradan aşağıya doğru indim.” şeklinde açıklar. Değişik düşünce yapısı ve eğlenceli kişiliğiyle Welles erken yaşlarda farklı sanat dallarıyla da oldukça ilgilidir. The Eyes of Orson Welles de sanatçının resim ve karikatür alanlarındaki yapıtlarına eğilerek Welles’in profilini çıkardığı için izlenmeye değer.

One Day

Çiçek İstemez

2018 Cannes Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü kazanan film bir kadın hikayesi anlatması ve bu anlatımda kullandığı dille öne çıkıyor. Yarı zamanlı İtalyanca öğretmenliği yapan Anna aynı zamanda üç çocuk annesi, evin tüm işlerini üstlenen bir eştir. Günlük hayatının rutinliği içinde sıkışan Anna’nın üstlendiği roller ve sonuçları iç sıkan bir gerilimle sunuluyor. Sinemada dişil bakış arayışlarının arttığı son dönemlerde bu tür yapımlarla ilgilenenlerin kaçırmaması gereken filmlerden.

Rojo

Uluslararası Yarışma

1970’ler Arjantin’inde trajikomik bir hikaye sunan Rojo teknik açıdan da 1970’leri hatırlatan özelliklere sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Naishtat’ın kendi ifadesiyle, içinde doğduğu bu hastalıklı toplumu anlatmak niyetiyle yönetmen bu filmi çekmeye karar verir. Yarı deneysel uzun metraj filmler, belgesel ve kısa filmler çeken yönetmen Benjamin Naishtat Arjantin sinemasına yeni bir bakış getirmiş gibi görünüyor. Bu sebeple yönetmeni ve filmlerini yakından tanımakta fayda var.