21.06.2018

İhanet Filmleri

The English Patient (1996)

Nefis oyunculuklar bir yana, filmin üstüne inşa edildiği güzelim Michael Ondaatje romanı ve bu filmle birlikte “The Talented Mr. Ripley” ve “Cold Mountain” gibi insanı mest eden filmlerin yönetmeni Anthony Minghella’ya övgüler yağdırmadan lafa girmek içime pek sinmese de; “aldatma” konu başlığının ve “aldatma” fiilinin aldatan ve aldatılan taraflar üzerinde etkisinin en güzel işlendiği filmlerden biridir.

Evet, karşılaşmalarının ilk anlarından itibaren Kont da yeni evli ve ilk görüşte çocukluk arkadaşı olan kocası ile gayet iyi geçindiği ve evliliklerinde mutlu olduğu izlenimini veren Katharine de birbirlerine karşı duydukları fiziksel çekimle fazla savaşmaz ve çölde bir kum fırtınasında araç içinde mahsur kaldıkları andan itibaren birbirlerine hemen teslim olurlar. Ama bunu takiben her aşamada, –ikisinin de ayrı ayrı sevdiğini ve düşündüğünü bir şekilde hissettiğiniz- Katharine’nin eşi Geoffrey’e karşı duydukları belki suçluluk belki acıma hissi, belki de özgürlüklerine düşkün iki ruh olarak özgürlüklerine karşı duydukları özlemle git-gel’ler yaşarlar. Ancak bu “aldatma eylemi” hem aldatılan taraf hem de aldatanlar için acı bir son hazırlamaktadır.

Bu film, tutacağınız tarafı çok çabuk seçebileceğiniz “aldatma” gibi bir suç eylemini, öyle şiirsel ve estetik bir şekilde sunar ki seyirciye, hangi tarafı tutup hangi taraf için üzüleceğinize karar veremezsiniz film boyu… Zaman zaman Almásy ve Katharine ile heyecanlanır ve onlar için umut duyar, zaman zaman da Geoffrey ile birlikte üzülür ve dramatik bir şekilde kendi ve aşıkların hayatına son verme senaryosunu anlayışla seyredebilirsiniz.

Kont Almásy’nin bir Marzipan kağıdı üzerine düştüğü kısa ve şiirsel not aslında bu karışık hissin ve filmin güzel bir özetidir:

“Betrayals in war are childlike compared with our betrayals during peace. New lovers are nervous and tender, but smash everything. For the heart is an organ of fire.” 

Savaşta ihanet, barış zamanı ihanete nispeten daha çocuksu bir eylemdir.. Yeni aşıklar heyecanlı ve şefkâtlidir, ama her şeyi yakıp yıkar. Çünkü kalp, ateşten bir organ.”

Birben KARAN