21.06.2018

İhanet Filmleri

Falling in Love (1984)

Romantik aldatma, aldatma mıdır?

Robert De Niro ve Meryl Streep gibi iki büyük oyuncuyu karşı karşıya getirdiğiniz zaman, perdede oluşan enerji, senaryonun da, yönetmenin de, mekânın da, zamanın da ve hatta aldatmanın da üstüne çıkar…

Filmimiz, her sabah aynı trenle banliyöden New York şehrine seyahat eden iki insan üzerine kuruludur. Banliyödeki yaşam evli, mutlu, çocuklu bir Amerikan rüyasıdır. Noel zamanı, hediyelerin karışması ile başlayan tanışıklık ise günlük rutini içinde devinen insanların bir anda, aslında evli ve çocuklu olmanın, mutluluk ile olan ilişkisini sorgulamasıdır.

Frank (Robert De Niro) ve eşi Ann (Jane Kaczmarek), evli ve iki çocukludur. Mimar olan Frank, işi nedeni ile her gün New York City’ye gider. Molly (Meryl Streep) de evlidir. Çocuğu yoktur. O da grafiker olarak çalıştığı iş yerine her gün aynı tren ile gidip gelir. Frank ve Molly aldatmanın ‘masum’ yüzü ile tanıştırırlar bizi. Aldatmanın masum yüzü nedir derseniz; fiziksel yakınlık olmadan, durmadan ‘diğer insanı’ düşünmektir. Onunla gezmek, onunla kahve içmek, onun için giyinmektir.

Başka bir insana karşı duyulan özlemi, bariz bir çekimi eşinden saklamaktır. İşe gizlilik karıştığı andan itibaren, aslında durum çok da ‘masum’ olmuyor değil mi?

Filmde, Frank’in eşi Ann’in repliği bunu çok güzel anlatır:

Frank “Bir ilişki yaşamıyoruz, sadece görüşüyoruz’”dediği zaman, Ann “Bu daha kötü” der.

Ann haklıdır. Çoğu senaryoda, fiziksel yakınlık yaşanır ve biter ama kalpte ve akılda yaşanan yakınlık hep orada kalır.

Bir evi dağıtmak hele de çocukların dünyalarını alt üst etmek; kimse için kolay bir karar değildir. Zaten hem Molly hem de Frank uzun süre, duyguları ve mantıkları ile boğuşurlar. Zaten, “iyi insanlar” sorumlulukları ile aşkları arasında sık sık kalırlar.

Fedakârlık ne kadar sürebilir? Frank ve Molly özelinde belki bir yıl kadar. Sonra ise tekrar bir tesadüfî rastlaşma ile her şey değişir…

Falling in Love bir romantik drama. Diyalogları ve senaryosu ne olağan dışı ne de hayranlık uyandıracak cinsten. Fakat film, Robert de Niro ve Meryl Streep’in müthiş kimyası ve oyunculukları için izlenir. Hem de ‘masum bir aldatma’ senaryosunun en güzel örneklerinden biri olarak.

İnci TULPAR