20.07.2017

Christopher Nolan: Hollywood’un Dâhi Çocuğu

memento

 Murat ALTIN

Memento

Son on beş yılda çektiği filmlerle dünya sinemasına damgasını vuran İngiliz yönetmen Christopher Nolan’ın ikinci filmi olan Memento, yönetmenin popülerliğini bir anda arttıran ve kendine özel hayran kitlesi oluşmasını sağlayan, soluksuz izlenecek bir film. Bu başarının altında yatan en büyük sebepse yönetmenin dehası ve ayrıcalıklı dokunuşları elbette. Tek izleme ile tamamıyla kavraması zor olan film, zamansal olarak olayların geriye doğru geliştiği kurgusu ile bir bulmacayı andıran niteliktedir.

Sigorta müfettişi olan Leonard Shelby (Guy Pearce), karısının tecavüz edilmesi ve ölümü üzerine kısa süreli hafızasını kaybeder. Geçmişini ve karısını hatırlamakta ancak yeni oluşan olayları aklında tutamamaktadır. Bu çok ender rastlanan ve tedavisi olmayan hafıza kaybı onu fotoğraf çekip not almaya, hatta vücuduna dövme yapmaya iter. Leonard’ın yeni hayatındaki tek gayesi karısının intikamını almak, kendi adalet anlayışı içinde, bu şekilde unutmaya ihtiyacı olduğu şeyleri hatırlamamaktır.Sigorta müfettişi olan Leonard Shelby, karısının tecavüz edilmesi ve ölümü üzerine kısa süreli hafızasını kaybeder. Geçmişini ve karısını hatırlamakta ancak yeni oluşan olayları aklında tutamamaktadır. Bu çok ender rastlanan ve tedavisi olmayan hafıza kaybı onu fotoğraf çekip not almaya, hatta vücuduna dövme yapmaya iter. Leonard’ın yeni hayatındaki tek gayesi karısının intikamını almak, kendi adalet anlayışı içinde, bu şekilde unutmaya ihtiyacı olduğu şeyleri hatırlamamaktır.

memento

Filme bakıldığında iki farklı kısım görürüz: siyah-beyaz bölümler baştan sona giderken, renkli kısımlar geriye doğru akış yapar. Filmin ana karakteri Leonard geçmişini hatırlayıp yeni anılar biriktiremezken, seyirci de önceden yaşananları, geçmişi merak eder. Kanımca yönetmenin yarattığı en dahiyane fikrin temeli de bu paradokstur. Ayrıca Memento’yu “bir kere izlenerek anlaşılması zor filmler” listesine ekliyorsak, yine izlediğimizde tekrar gözümüzü ayırmıyorsak bunun başlıca sebebi de bu durumdur. Filmin sonlarına doğru siyah-beyaz kısımlar ile geriye akan renkli kısımlar kesişir; karakterimize yardım eden polisin söyledikleri ile bulmacanın her parçası tamamlanır. Filmin en güzel yanı da burada gizlidir. İzleyenlerin çoğu, polisin sözlerine inanmak istemez. Filmde baştan sona (ya da sondan başa) izlenen her olayda asıl karakterin gerçekleri (!) seyirci tarafından kabul edilmiştir. Böylece Nolan filmde hafıza ile ilgili düşünceleri hem diyaloglarla, hem de yaşatarak sorgulatır.

“Hafıza bir odanın şeklini, bir arabanın rengini değiştirebilir. Ve hatıralar çarpıtılabilir. Onlar birer yorumdur, kayıt değil. Gerçekler varken onlar önemsizdir.”

Filmde dikkat çeken bir başka detay ise karakterin düşüncelerinin işitildiği iç sesler. Filmin akıcılığında önemli rol oynayan iç ses kullanımı, uyandığında nerede olduğunu ve neden orada olduğunu bilmeyen, yeni duygular geliştiremeyen, garip görünümlü, bir dolandırıcının hayatını kendi hayatına eklemleyecek kadar saplantılı, karşısına çıkan herkese inandığı birtakım hikâyeler (özellikle karısı ve Sammy Jenkins ile ilgili) anlatan bir adamın seyirci için betimlenmesi açısından da çok önemli bir yerde olduğu söylenebilir. Tabii bunu destekleyen, tamamlayan şey ise oyunculuk.

memento

Leonard’ı canlandıran Guy Pearce’ın oyunculuğu oldukça tatmin edici. Özellikle hafızasını yitirdiği anlarda zihnindeki boşluğu yansıtıp görünür kılması epey inandırıcı. Bununla birlikte yönetmenin yardımcı oyuncu konusunda bir yıl önce Matrix’te beraber oynayan Carrie Ann Moss ve Joe Palteliano’yu seçmesi de ilginç ve güzel bir detay. Ancak filmin kurgusunun yarattığı etki söz konusu olduğunda, oyunculuğun çok da göze çarpan, filmin etkisini fazla arttıran/düşüren bir konu olmadığını düşünüyorum.

Tüm iyi yönlerinin aksine filmde birkaç eksik bulmak da mümkün. Örneğin kısa süreli hafızasını yitiren bir adamın bundan haberdar olması ve bunu unutmaması mantıklı değil. Ya da film sondan başa akmasa, konusu, kurgusundan çok daha basit olduğundan heyecan verici özelliği oldukça azalacaktır. Ama ne olursa olsun yönetmenin Hollywood’a geçiş yapıp üstüne harika bir iş çıkardığı, etkileyici kurgusu ve barındırdığı “Sammy Jenkins-Leonard Shelby” detaylarıyla fazlasıyla akılda kalıcı ve çarpıcı bir film olan Memento, mutlaka izlenmesi gereken filmlerden.