20.07.2017

Christopher Nolan: Hollywood’un Dâhi Çocuğu

the-dark-knight-trilogy

Tümer TOPAL

Dark Knight Üçlemesi

NOLAN KOMPOZİSYONU

Kompozisyon, olayları düzgün ve sıralı ifade etmek için kullanılabildiği gibi biçimbozuma uğratılarak yaratıcılığa hizmet de edebilir. Christopher Nolan’a sinemanın Gaudi’si demek Godard’a ve maalesef kübizm ve yapısökümcülük ile kafayı bozup bizi yakuza filmlerine hasret bırakan Kitano’ya haksızlık olsa da Nolan’ın kendine has, komplike bir kompozisyon alışkanlığı olduğunu söylemek gerek. Bunun örneklerini farklı varyasyonlarla Memento, Inception ve Following’de görebiliriz. Nolan’ın kompozisyon yapısını en açık şekilde gözümüze soktuğu The Prestige, Batman Üçlemesi’nin bir kullanma kılavuzudur.

THE PRESTIGE: NOLAN’IN KULLANMA KILAVUZU

“DİKKATLİ BAKIYOR MUSUN?”

2

Batman Begins = The Pledge (Vaat)

3

4

Karşımıza depresif ve düşmüş biri olarak çıkan genç Bruce Wayne, kendi iç yolculuğuna onu ileride toplumsal yapının üst sınıfına ekleştirecek zenginliğinden yoksun, sıradan biri olarak çıkıyor. Michael Caine’in elindeki kuş da Bruce’un bir izdüşümü. Michael Caine’in The Prestige’de The Pledge’i tanımlarken dediği gibi, yönetmen bize önce sıradan bir şey gösteriyor. Bruce Wayne daha sonra Batman kimliğini yaratmasıyla beraber bize gelecek maceralarını vaat etmiş oluyor. Begins (Başlıyor) vurgusu ise bu vaadin seyirciye göz kırpan tarafı. Bir sonraki filmin konusu olan “escalation in crime” (suçun suçu doğurması) da filmin finalinde Gordon’ın sözleriyle ve bir iskambil kağıdıyla vaat edildiğini de unutmayalım.

5

The Dark Knight = The Turn (Dönüşüm)

6

7

Sıradan birinin, Gotham’ın hak ettiği sıradışı bir kahramana dönüşmesi ve filmin finalinde ortadan yok olması bir dönüşüme işaret ediyor. Tıpkı The Prestige’de Caine’in elinde gözden kaybolan kuş, Bruce’un izdüşümü gibi.

The Dark Knight = Prestige

8

Batman fiziken ve ruhen imkansız gibi görünse de Gotham’a geri döner ve finalde tüm şehri büyüler ve ilk filmde ima edildiği gibi ‘efsane’ ( – Bir efsane, Bay Wayne.) olur. Fakat burada Nolan, The Prestige’de de yaptığı gibi sadece film karakterlerine değil seyirciye de fazladan bir numara yapar. The Prestige’de, Caine’in elinde yeniden beliren kuş gibi Bruce da bir kafede karşımıza çıkar ve bize gülümser.

9

10

Devrim Önce Kendi Çocuklarını Yer

The Dark Knight Rises’ın en büyük hatası ikinci film gibi olmaya çalışması. Batman Begins, devasa setlerle yarattığı klostrofobik Gotham’ı ile Batman (1989)’den bağını tamamen koparmamıştı. The Dark Knight’ta ise tanımlayamadığımız bir gerçeklik hissi vardı ve hızlı kurgu sayesinde kolayca sorgulayamayacağımız olaylar zinciri anlatıda bir devrimdi. Gözden kaçan detaysa, tüm felaket filmlerinin değişmez mekanları olan Los Angeles ve New York sokaklarının yerini Chicago’nun nispeten az kullanılmış dokusunun almış olması. Kütüğü Chicago’ya bağlı olanlar hariç, seyreden herkese bu aşina olmadıkları gerçeklik illüzyonu sirayet ediyordu. The Dark Knight Rises ise ikinci filmin en iyi yaptığı işi bozarak, çekim mekanlarını Los Angeles ve New York’a taşıyarak büyük bir hata yapıyor. ABD milli marşı ile beraber bu’gerçeklik illüzyonu’nu bozan yırtık Amerikan bayrağı göstermek de senaryonun son saniyede bomba durdurmalı çiğliğiyle birleşince bu aşinalık pekişiyor ve film kendi kendisinin parodisi haline geliyor.

Düşman Kardeşler

Şu ana kadar okuduğum film eleştirmenlerinin filmi ve onun ekonomik manifestosunu yanlış yorumladıklarını düşünüyorum. İşin doğrusu The Dark Knight Rises, ne bir kapitalizm savunusu ne de sosyalizm düşmanlığı. The Prestige’in ana karakterleri gibi, isimleri kafiyeli iki düşman kardeş Bane ile Wayne aynı tutkulara sahipler, aynı kadına ilgi duyuyorlar, aynı medreseden mezunlar. Tek farkları birisinin karanlığı sonradan benimsemiş olması diğerininse karanlığın içinde doğmuş olması. Batman’in ruhuna aykırı şekilde gündüz savaşmasının nedeni de bu. Mantık olarak doğru, ancak uygulamada filmin dokusuna zarar veren başka bir etken de bu oluyor. Hâkim ekonomik sistem sonucu yaratılan dünya düzeninin iki zıt yakasında da olsalar, bu sisteme karşı hisleri çok da farklı değil.

11

Bane kapitalizmin bir nevi hırsızlık olduğunu düşünüyor. İşbirliği yaptığı adamlar da kötü, yalancı ve düzenbaz karakterleriyle onun bu fikrini doğruluyor. Burada Bane’i işe alan Daggett ile aralarında patron – işçi ilişkisi olması ve Bane’in asıl gücü elinde bulunduran taraf olması da işin ironisi.

12

Gerekli Kötülük, Gerekli İyilik

“I am necessary evil” (Ben gerekli kötülüğüm) sözünü bir kenara not düşmek gerek. Zenginliğin oluşturduğu çarpık gelir dağılımını dengelemek için diyalektik materyalizme göre bir denge unsuru olması da gerekir. ‘Gerekli kötülük’, emeğin temsil edilmediği pastadan payını alamadığında hakkı olduğunu düşündüğüne erişmek için Bane gibi fiziksel güç kullanır. Bruce Wayne’in kapitalist olduğu düşüncesi ise serinin en büyük yanılsamasıdır. Bruce, küçükken ailesini kapitalist sistemin oluşturduğu adaletsiz gelir dağılımı yüzünden bir soygunda kaybetmiştir. Cinayetin, bir ‘elit kesim’ eğlencesi olan opera çıkışı gerçekleşmiştir. Aile bireyleri en pahalı takılarıyla gittikleri bir ‘üst sınıf zevkin’ de kurbanı olmuşlardır. Batman Begins’te tek raylı taşıma sistemini yapıp şehre hediye eden ideal zengin Thomas Wayne’in kapitalizm kökenli bir cinayete kurban gitmesi, oğlunun bu düzeni sevmesini imkansız kılıyor.

Bruce’un, Miranda’nın partisini kokoşların evsahipliği yaptığı lüzumsuz bir şov olarak görüp pot kırması bir tesadüf değil. Bu yardım gecelerinin sadece bir zengin eğlencesi olduğunun farkında. Bir kapitalistin de servetini yardım için sessiz sedasız kaybetmesi de mantıklı olmazdı sanırım. Bruce bir şeylerin yolunda gitmediğini biliyor ve sistemi içeriden değiştiremeyeceğinin farkında. Batman Begins ile başlayan iç yolculuğu ve Batman’e dönüşme hikayesi aslında bu sisteme yama yapmanın bir yolunu bulma çabası. Bruce Wayne yolunu Necessary Good “gerekli iyilik” olarak buluyor. Gotham için karma ekonominin çanları çalıyor.

Kara Şövalye Yükseliyor

Sosyalizmle kapitalizm arasında ancak Karma Ekonomiyle bir denge kurulabilir. Bu, teşebbüslerin sadece serbest piyasa ekonomisi tarafından belirlenmesi yerine bazı dengeleyici yatırımların ve kamu harcamalarının devlet eliyle yapılabilmesi anlamına geliyor. Keynesyen politikalar sadece yeni kurulmuş devletler için değil sürdürülebilirlik sağlamak isteyen her devletin çıkış yolu gibi duruyor çünkü tam kapitalist bir sistemde devletin yalnızca adalet, savunma (Burada piyasanın işlerliği için adalet ve savunmadan bahsediliyor ama metaforlar metaforlar…) gibi işleri üstlenmesi beklenir. Ancak Bruce Wayne henüz çocukken kapitalist sistemin bu öncelikli görevini dahi yerine getiremediğini acı biçimde öğrenmiştir.

20. yüzyılda özel sektörün gerçekleştiremeyeceği yatırım alanlarında devlet nasıl müdahale alanını genişletiyor ise Bruce’da kapitalist sistemin eksiklerini Batman olarak adaletiyle bir Wayne olarak ise servetiyle yamıyor. Fakat kapitalizm doğası gereği krizlerle büyüyen bir sistem. Bruce, bu duruma daha fazla dayanamayıp hem fiziken hem duygusal olarak hem de maddi anlamda tükeniyor. Çiğnenip tükürülen birilerinin bu Anka Kuşu sisteme entegre olması gerek. Bruce Wayne’in değil, yerini alacak kişinin yükselişiyle bu çember tamamlanıyor ve “Kara Şövalye Yükseliyor.”

13

14