03.12.2016
En Sevdiğim Godard
Zekican Sarısoy
Tout va bien / Her Şey Yolunda (1972)
Dünün reyonundan bugüne bir sepet dolusu yarın aldım
Godard sinemasında bir seçim yapmak mı, yapmayın allasen! Siz yapabiliyor musunuz sahi? Ne yalan söyleyim ben yapamıyorum. Çünkü çok zor. Godard: “Onların hepsi benim bebeklerim” dese sanırım onaylayanlardan biri olurdum. Pek sevdiğim ve bir din yaratsam tapınılacak fetiş ikon kısmına onu hiç düşünmeden yerleştirirdim. Hoş bir din kavramı vs. olmasa da şu an da benim için fazlasıyla fetiş bir tarafı var. Kızmayın, bu durum onun erkekliğinden filan değil; çözmekte bir hayli zorlandığımız “e-hepsi” seçeneğine çokça vakıf olduğumuz ve anlamlandıramadığımız katmanlı zihninden ötürü. Seçmem gerekiyordu…
Filmleri arasında beni gerçeklik sahanlığında bir labirente sokan ama rüyalarımda ağlatmaktan öte durmayan bir film: “Tout va bien”. Tek bir fabrika yok sağımda ve solumda. Çokça fabrika var. Tek problemim bu koca süpürgenin beni sündürmesinden ziyade o fabrikalar arasında seçim yapmak gafletine düşmem. Elimden tutan ve anti-tez oluşturan kim olacak peki? Eylemleri ile söylemleri aynı potada erimeyen örgütlenmeler mi? Hiç sanmıyorum. Yalnızsın. Yalnız olduğun kadar hayal ile gerçek arasında bir yerlerde. Ama araf değil bu. Koca bir süpermarket. Süpürmarketin tatlı ve yaramaz kardeşi. Sepetini al ve altmışların sonundan yakalayan Tout va bien’in bizden bilinmez sonralara dokunacak reyonlarına dal!
