26.07.2016

En Sevdiğim Kubrick

.The Shining

jack nicholson the shining

 

The Shining’in beni en çok çeken yönlerinden biri, normalde Kubrick’ten beklemeyebileceğiniz bir konuyu, tam da yalnızca kendisinin yapabileceği bir kontrol ve detay manyaklığıyla ele alması. Film, Kubrick’in nasıl bir deli-dahi olduğunun kanıtlarıyla adeta dolup taşıyor. Ne zaman The Shining’i izlemeye otursam, kendimi o zengin atmosferde kaybedeceğimi ve hiç bitmemesini isteyeceğimi biliyorum. Söz konusu detaylardan tek tek bahsetmek için uzun mu uzun bir yazı yazmam gerekir tabii, o yüzden bu paragrafa bir tavsiye de sıkıştırıp The Shining severlerin “Room 237” adlı belgeseli izlemesini salık vereyim. Bazı teoriler abartılı gelecektir ama belgeselin geneli The Shining’le ve Kubrick’in detay avcılığıyla ilgili inanılmaz tespitlerle dolu. Bunun haricinde bir uyarlama olarak da The Shining’i analiz etmek, King’in romanıyla kıyaslamak çok eğlenceli, çünkü okuduysanız bilirsiniz, Kubrick romandan uzaklaşmak için özellikle uğraşmış gibidir. Temelinde aynı olan karakterlerle bambaşka bir deneyim yaşarsınız; adeta bir paralel evren gibidir. Uzun sözün kısası, Kubrick’in her filmi gibi The Shining de bazı yönetmenlerin tüm filmografilerinde yaşatamadığı doyumu birkaç saatte size yaşatır, üstelik tekrar tekrar izleseniz de etkisini yitirmez.

Ozancan DEMİRIŞIK