26.04.2018
Her İzlendiğinde Mutlu Eden Filmler
Güntaç BENGİSU
The Lady Eve (1941)
Yönetmen olarak döneminin diğer isimlerine göre pek üretken olmasa da Amerikan Sineması’nın büyük ustalarından biri olan Preston Sturges’in The Lady Eve’i, her izleyişimde aynı tebessümü film boyunca yüzümden eksik etmez. Mutlu ettiği kadar hüzünlü bölümler de barındıran bu son derece klişe konulu screwball (garip tip) komedi klasiği, servet avcısı sahtekâr Jean’ın (Barbara Stanwyck) saf zengin Charles Pike’ı (Henry Fonda) gemi yolculuğunda kafalamaya çalışmasıyla açılır. Jean, Pike’a büyük bir oyun oynayacak; malikânesine farklı bir isimle (Bayan Eve) gelecek ve onu kendisine âşık edip, kırılan kalbinin intikamını evlendikten sonra onu terk ederek alacaktır. Ama işler umduğu gibi gitmeyecektir.
I Soliti Ignoti (1958)
Bir grup şapşalın olmayacak bir soygun planlaması ve her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırmaları üzerine unutulmaz bir “son bir iş” filmi ve komedi klasiği… Karakterlerin saflıkları ve her tür aksiliğin üst üste gelmesiyle film inanılmaz eğlenceli hale dönüşür.
https://www.youtube.com/watch?v=53jSZAPAe-U
Coming to America (1988)
Eddie Murphy’nin altın yılları, Paramount ile işbirliği içinde olduğu döneme rastlar. Bu dönemin en çok beğenileni, yine John Landis’le yaptıkları Trading Places’tır. Ama Coming to America’nın yeri ayrıdır. Küçük bir krallığın prensi, yardımcısıyla Amerika’ya gelir ve Amerikan Rüyası’nı yaşamak üzere muhteşem (!) bir seçimle Queens’te bir ev ayarlar ve kimliğini gizleyip, hayatının aşkını bulmak üzere McDowell’s’ta ekip üyesi olarak işe başlar. Her bir dakikası unutulmaz sahnelerle bezeli, çok ama çok eğlenceli bir film.