17.03.2017
Isabelle Huppert’den 10 Muhteşem Karakter
2. Elle (2016, Paul Verhoeven)
Aslında La Pianiste’teki efsanevi karakterinin bir pastişi gibi duran bu rolde Huppert yine kendine yaraşır bir performans sergileyerek En İyi Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülüne aday oldu. Mazoşistliğin sınırlarında gezinerek oldukça tartışmalı olan bu karakter ifadesiz bakan gözlerinin ardında müstehziliğini gizleyemeyen bir buzlar kraliçesi. Geçmişine bir türlü inemediğimiz için neden böyle olduğuna akıl sır erdiremememiz ise Verhoeven’in ayıbı olsun.
1. La Pianiste (2001, Michael Haneke)
Huppert marazi aşkın ve fiziksel acının çetrefilli yollarıyla baş etmeye çalışan, bastırılmış cinselliğini ve bu yüzden çektiği acıyı yüzüne taktığı ifadesizlik maskesi ardına gizleyen piyano hocası Erika rolünde resmen devleşiyor. Halen annesiyle yaşayan Erika’nın, annesiyle olan diyaloğu ve ikisinin arasındaki hastalıklı dinamik düşünüldüğünde yaşadığı dayanılmaz varoluş sancısı Elle’deki performansının aksine daha çok anlam kazanıyor. Bu arada iki performans arasında tam on beş sene var ve Verhoeven’in La Pianiste’den etkilendiği çok açık. Her neyse, Huppert severlerin kalbinde çok özel bir yeri olduğunu düşündüğüm, henüz yeni tanışanlar için de mutlaka izlenmesi gereken bu performans sadece Huppert’in en iyi performanslarından biri değil, sinema tarihindeki sayılı kusursuz oyunculuklardan da bir tanesi. Sen çok yaşa Huppert.

