29.12.2016

Aşk ve Onur: LGBTİ

La vie d’Adèle (2013)

Geçtiğimiz birkaç yılın çokça tartışılan filmlerinden biri oldu La vie d’Adéle. 2013 Cannes Film Festivali büyük ödülünü ve kadın oyuncu ödüllerini kazanmasının ardından gerek oyuncularla yönetmenin söz dalaşı gerekse filmin odağındaki lezbiyen ilişki ve bu ilişkinin filmde işlenen cinsel boyutu izleyenleri meraklandırmaya yetti doğrusu.

2011’in bol ödüllü filmlerinden Weekend, iki erkeğin birbirine duyduğu aşkı anlatmaktaki inandırıcılığıyla ön plana çıkıyordu hatırlarsınız, işte La vie d’Adéle, her şeyden önce iki kadın arasındaki aşkı ve ilişkiyi böylesi bir inandırıcılık ve samimiyetle anlatıyor. Dolayısıyla filmin epey uzun olan süresi, Adéle ve Emma’nın ilişkisinin başlaması, gelişmesi ve sonlanması evrelerine yeterince detaylı değiniyor. Adeta filmi izleyenler onların ilişkisinin ince detaylarına da vakıf olabiliyor. Bu yönüyle film epey başarılı. Aslında filmin adından yola çıkarak Adéle’in hayatından kesitler izliyoruz diyebiliriz filmin genel ekseni için. Ancak onun hayatının ekseninde yer alan kişi Emma olduğundan, iki kadının birbirleriyle olan ilişkileri, Adéle’in kendini tamamlama, tanıma ve hayatına devam etme yönünü de belirliyor. Bu açıdan lezbiyen ilişki filmin baş rolüne oturuyor.

İki kadının ilişkisine çevreden gelen tepkiler, filmin esas derdi olmadığından bu yön epey hızlı geçiliyor. Zaten filmin Fransa’da geçmesi, konuya yaklaşım açısından da epey bir serbestilik sağlıyor yönetmene. O yüzden filmin ana meselesi lezbiyen bir ilişkiye yaklaşımlar değil; kendiliğinden gelişen herhangi bir ilişkiden farkı olmayab bir ilişkinin başlangıç, devam ve sonucunda Adéle’in şekillenen yaşamı, filmin meselesi haline geliyor. Film bu yönüyle takdir edilesi. O kadar iyi bir kabullenmişlik var ki izleyici de buna itiraz edemiyor ve normal akışıyla bir ilişkiye tanıklık ediyor.

Seçil TOPRAK