29.12.2016

Aşk ve Onur: LGBTİ

Hedwig and the Angry Inch (2001)

John Cameron Mitchell’in insan bedenini ve ruhunu 1960’ların Almanyasıyla özdeşleştirerek Hedwig adlı trans baş karakterinin dünyasından anlatan filmi, ruhun ikinci yarısını aramaya adanmış bir güzelleme olarak okunabilir. Adeta şehrin ortasında dikilen ve Almanya’yı ikiye ayıran o uğursuz Berlin Duvarı gibi ikiye bölünen ve diğer yarısını arayan ruh ve beden metaforu, Hedwig’in film boyunca söylediği şarkıların sözlerinde gizleniyor. Hatta söylediği bir şarkının içinde yer alan şu çarpıcı sözlere bakarsanız, Hedwig’i daha iyi anlayabilirsiniz:

“13 Ağutos 1961, bir duvar dikildi Berlin şehrinin orta yerine. Dünya ikiye bölündü ve Berlin Duvarı bu bölünmenin en nefret edilen sembolüydü. Ama şimdi gitti, bilmiyoruz artık kim olduğumuzu.

Bayanlar, baylar, işte Hedwig o duvar gibidir. Önünüzde ikiye bölünmüş; doğu ile batı arasında. Kölelik ve özgürlük, erkek ve kadın, yukarı ve aşağı… Deneyebilir ve onu yıkabilirsiniz.”

Anlattığı konuya yaklaşımı çarpıcı olsa da odağındaki kişiyi yani Hedwig’i başka türlü anlatamazdı sanırım Mitchell. Ruhun ikiye bölünmüşlüğünü sembolize eden Almanyalı Hedwig, kendi bedeni üzerinden hem Almanya’nın hem de dünya tarihinin belki de insanlığın başlangıcından bu yana geçirdiği evreleri sembolize ediyor. İkinci yarısını arayan ruhun yakıcı ve yıkıcılığının adeta bir sembolü haline geliyor Hedwig film boyunca. Ne kadar sert görünse de insan naifliğini üzerinde taşıyor Hedwig ve cinsiyet değiştirme, trans birey konusuna epey sert bir yaklaşım sergiliyor. Kışkırtıcı ve içten olabilmeyi başarıyor. Filmin en büyük başarısı, ne kadar uçuk, uçarı olarak çizse de karakterini; ona dokunabilmemizi ve onu anlayabilmemizi sağlaması.

Seçil TOPRAK