17.01.2017

Senin “Aşk”ın Hangisi?

Les Amants du Pont-Neuf (Köprü Üstü Aşıkları)

Aşkla ilgili her film aslında aşka dair bir önermedir. Köprü Üstü Aşıkları’nda Leos Carax, aşkı en can alıcı ve belki de acıtıcı şekliyle yeniden tarif eder. Farklı sınıflardan ve hayatlardan gelmiş Michèle (Juliet Binochet) ve Alex’i (Denis Lavant) Pont Neuf üstünde buluşturur. Paris’in kimsesiz gecelerinde, evrende bir başlarına kalmışçasına birbirlerine sokulan Michèle ve Alex’in yaşadığı, bana kalırsa aşkın sinemadaki en güzel tariflerinden biridir. Bu iki kişi, dünyaya sırtını dönüp birbirlerinin yoksun kalmış yanlarını tamamlayarak eski köprünün üstünde kimsesiz Paris gecelerini kucaklar. “Açlar toklar hırsızlar polisler uyusun. Herkes yokken biz oluruz, uyumayalım” diyen şair sanki bu iki âşık için yazmıştır şiiri. Yersiz yurtsuzlukla bütün konfor alanlarının dışında birden farklı bir hayatın güçlüklerini ve özgürlüklerini paylaşan, Paris’in göğünü kendilerine çatı yapan bu iki kırgın ruhla bize sunulan aşk, aslında öğretilmiş bütün değer kalıplarını sarsmaya, sorgulamaya yönelik bir girişimdir. Filmin en sonunda Michèle ve Alex’in (Denis Lavant) Seine’in derinliklerinde dans ettikleri ve daha sonra köprüyü arkada bırakarak bir mavnayla uzaklaştıkları sahne, L’Atalante’ye yapılan bir göndermedir. Her ne kadar her film başka bir aşkı tarif etse de kimi filmlerdeki aşkın nasıl birbirine akraba olabildiğini gösterir.

Alkım DOĞAN

[youtube url=”http://www.youtube.com/watch?v=kKOxOA2kTxo”]