24.08.2022
Sezonun Oscar’a Aday Olmayacak En İyi Performansları
Selin Gürel
Cynthia Nixon (James White)
“James White”, ana karakteri James’in kendini iyi hissettiği ender anları saymazsak, yoğun dramatik tonu ve karakterlerinin hep depresif düzeyde seyreden iniş çıkışları yüzünden, neredeyse başından sonuna kadar seyircinin sıkı sıkı yakasına yapışan bir ilk film. James’in hasta annesi Gail’i canlandıran Cynthia Nixon’ın performansı, filmin kurduğu bu karanlık atmosferin iskeleti konumunda. Nixon’ı sadece Sex and the City’de izleyenleri çok şaşırtacak bir acı düzeyinde çırpınıyor Gail White. Nixon’ın bir süre önce gerçek hayatta da yaşadığı bu lanet hastalık sürecini yansıtma başarısı, hem fiziksel hem de psikolojik ölçüde bir meydan okuma.
Elisabeth Moss (Queen of Earth)
Elisabeth Moss’un yeteneğinin sınırlarını tam keşfettiğimizi sanırken, çember her seferinde biraz daha genişliyor. Yönetmen Alex Ross Perry’nin bir önceki filmi “Listen Up Philip”te, senaryonun yaşadığı büyük kafa karışıklığı yüzünden yeteri kadar verimli kullanamadığı Moss, yeni filmi “Queen of Earth”te adeta kanatlanıp uçuyor. Filmin geriye dönüş sahneleri, sancılı duygusal geçişlerin üstesinden “büyük” oynamadan gelebilen Moss’un aykırı performansının canlı birer kanıtı. Moss baştan sona endişe-paranoya-mutsuzluk üçgeninde gidip gelen karakteriyle, “Repulsion”daki Catherine Deneuve ile boy ölçüşebilecek seviyede.
Katherine Waterston (Queen of Earth)
İki kişilik filmler kategorisine dahil edebileceğimiz “Queen of Earth”te Elisabeth Moss’un karşısında, onun hiç de altında kalmayan bir oyuncuyu, Katherine Waterston’ı buluyoruz. Son olarak “Inherent Vice”ın açılış sahnesinde karşımıza çıkan ve aslına bakılırsa kısacık performansıyla filmdeki en iyi şey olan Katherine Waterston… Waterston, “Queen of Earth”te Moss ile öyle bir ikili oluşturuyor ki, yok edici ve yıkıcı özellikler taşıyan, tekinsiz ama artistik enerjileri perdeden taşıp omuzlarınıza biniyor sanki. Yönetmen Alex Ross Perry, bu filmde Moss ile aşık atabilecek tek oyuncuyu bulduğunu düşündürtüyor. Bu da her şeye bedel.
Emília Vásáryová (Eva Nová)
73 yaşındaki Slovak aktris Emília Vásáryová, kendi ülkesinde efsaneleşmiş bir oyuncu olsa da, dünya onu yönetmeninin ilk kurmaca filmi olan “Eva Nová” ile tanıyor. Filmde, detaylarını zamanla öğrendiğimiz büyük bir kabahat işlemiş, etrafındaki herkesin ondan nefret ettiği, alkolizm tedavisini henüz tamamlamış, kırılgan, zayıf, mutsuz ve yardıma muhtaç Eva’yı canlandıran Vásáryová, yüz hatlarını ve hüzünlü gözlerini beynimize işlemeden filmin bitmesine izin vermiyor. Yüzündeki her çizgiyi acının, pişmanlığın ve direnişin emrine sokan, oyunculuğun kitabını yazmış bir usta ile karşı karşıya olduğumuzu daha ilk sahneden anlıyoruz. Emília Vásáryová’yı geç keşfettik, ama bundan sonra takipte olacağız.
Tao Zhao (Shan he gu ren)
Bu yıl Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü en çok hak eden aktris, Tao Zhao idi. Çünkü sadece o, karakterini, geçirdiği her yeni dönem sonrası bir başka kadına dönüştürebiliyordu. Henüz 38 yaşında olsa da, bir kadının genç kızlık, yetişkinlik ve yaşlılık dönemini, makyaj çalışmasına yaslanmadan, büyük bir inandırıcılıkla ve aynı başarıyla canlandırması, insanı hayretler içinde bırakıyor doğrusu. Öyle ki, film bittiğinde, gerçekte Tao Zhao’nun nasıl göründüğünü veya kaç yaşında olduğunu hatırlamıyor hale geliyorsunuz. O kadınlardan hangisine daha yakın olabileceğine karar veremiyorsunuz. Aynı zamanda kocası olan yönetmen Zhangke Jia, o olmadan bu filmi çekemezdi.
https://www.youtube.com/watch?v=EywQN_0SWps
Paul Dano (Love & Mercy)
Sessiz sedasız gösterime girip çıkan “Love & Mercy”de, Brian Wilson’ın gençliğini canlandıran Paul Dano, gerçek çıkışını yaptığı “There Will Be Blood”da tutturduğu seviyeye en çok bu film ile yaklaşıyor. Beach Boys’un Brian Wilson’ını psikolojik sorunlar yaşamaya başladığı ilk günlerden başlayarak adeta üzerine geçiren Dano’nun, performans bazında aynı karakteri canlandırdığı John Cusack’in çok üzerinde seyrettiğini kabul etmek gerek. Ne kadar çaba sarfetse de “John Cusack” olduğunu unutturamayan Cusack’e karşılık, Dano film boyunca seyirciye sadece bir kısmını gösterdiği farklı bir dünyada yaşıyor gibi. Çok tuhaf ve etkileyici.
Krisha Fairchild (Krisha)
Kaç oyuncu, kendi ismini taşıyan bir filmde rol alma şansına kavuşur ki? Aslına bakarsanız Krisha Fairchild, profesyonel bir oyuncu bile değil. Gençliğinde Los Angeles’ta küçük denemeler yapmış olsa da, ona layık görülen “tatlı kız” rollerine bir türlü uyum sağlayamayınca, bu rüyayı ardında bırakmış. Ta ki 26 yaşındaki yeğeni Trey Edward Shults, annesinin evinde cesur ve hayli sancılı bir işlevsiz aile filmi çekmeye karar verip, Krisha’yı, annesi Robyn’i ve ailenin geri kalanını oynatıncaya kadar. Filmini ucuza çıkarmak isteyen Shults’un bir başka hedefi de, çok renkli bir kişiliğe sahip olduğunu bildiği teyzesi Krisha’nın potansiyeline bir şans vermekmiş. Her iki hedefini de tutturduğu kesin. Krisha, filmde kendini oynamıyor, ama kendini oynadığına yemin edebilirsiniz. Performansını, patlamaya hazır bir bomba olarak tanımlayabiliriz. Ama siz onu asıl pimi çekildikten sonra izleyin.
