10.01.2018

Sinemanın En Etkileyici Karşılaşma Sahneleri

Filmler, her izleyişimizde ayrı bazen de aynı etkiyi yaratabiliyor. Bazı filmlerin ayrıntılarını unutsak bile bazı sahneleri akılda kalıcı olabiliyor ve biz o filmi “o sahne”siyle hatırlıyor hale gelebiliyoruz. Bu sahneler çok çeşitli olabilir tabii. Onları kategorize etmeye çalışmak da çok eğlenceli aslında. İşte ben de birkaç filmden yola çıkarak “karşılaşma” sahnelerinden ne kadar çok etkilendiğimi düşündüm. Sonra filmler bir bir aklıma gelmeye başladı ve ortaya birbirini gören kahramanların hissettikleri, o sahnenin atmosferi bir bir canlandı gözümün önünde.

Tabii ki listeler bir kişi tarafından yapıldığında çok kişisel oluyor, olacaktır. Çünkü aşağıda sıralayacağım filmler benim izlediğim ve etkilendiğim ve hatta aklıma gelebilen filmlerle sınırlı. Siz de okurken sizi etkileyen karşılaşmaları düşünüp listeye yeni filmler eklerseniz ne mutlu.

Birbirleriyle ilk kez karşılaşan veya yıllar sonra yeniden görüşen; kimi zaman tesadüfi kimi zaman da planlanmış karşılaşmaların yer aldığı “Sinemanın En Etkileyici Karşılaşma Sahneleri”:

Breakfast at Tiffany’s

İlk karşılaşma

Holly Golightly (Audrey Hepburn), küçük yaşta New York’a gelmiş; hayatını partilerde, arkadaşlar arasında geçiren ancak çok yalnız olan genç bir kadındır. Paul (George Peppard) ya da Holly’nin ona taktığı isimle “Fred”, Holly’nin yaşadığı apartmana taşınmak üzere olan genç bir yazar adayı.

Paul, eşyalarını kendi dairesine çıkarmak üzereyken kapalı olan apartman kapısının açılması için rastgele bir zile basar, o zil elbette ki Holly’nin dairesinin zilidir. Uyumakta olan Holy, tüm mahmurluğuyla kapıyı açar ve Paul ile Holly ilk kez karşılaşır. Sinema tarihinin bence en şapşal, en tatlı karşılaşmalarından birini içermektedir bu sahne: