05.08.2018

Sinemanın En İlham Verici 20 Filmi

5. To Kill a Mockingbird

Gregory Peck, Amerikan rüyasının temsili olarak, Atticus Finch rolünde haksızlığa karşı asalet, güç ve terbiye ile direnen bir adam.

Romanını neredeyse hepimizin okullarda okuduğu bu güçlü hikâye üzerine inşa edilen film hem ilham hem güç hem umut verir seyredene.

Filmin merkezinde “Scout” Finch adlı küçük bir kız çocuğu, ağabeyi Jem ve genç bir siyah çocuğu savunması için görevlendirilen avukat babaları Atticus vardır. Genç bir beyaz kızın tecavüz ve dövülmesi ile suçlanan Tom Robinson’un masumiyeti ve kızı döven esas suçlunun kızın babası Bob Ewell olduğu film (roman) ilerledikçe izleyiciye sunulur, ve polisin yetersizliği ve sırf mahkumun siyah olmasından dolayı umarsızlığı ile genç hapse gönderilir ve başarısız bir “kaçma teşebbüsü” sonucu öldürülür.

Hikayenin devamında; Scout ve Jem, bir Halloween gecesi evlerine dönerken, daha sonra Bob Ewell olduğunu öğrendiğimiz, bir adam tarafından saldırıya uğrar ve onları Bob Ewell’in elinden, ailesinden gördüğü kötü muamele sonucu kasabanın “öcüsü” olan, Boo (Öcü) Radley kurtarır.

Film siyah-beyaz ayrımını ve sistemin adaletsizliği yanında, sosyal statü, cinsiyet ve hatta sadece bir insanı tanımamanın bile verdiği önyargıyı yenmenin gerektiği ilhamını verir.

Scout’un sözleriyle:

“Komşular ölüm olduğu zaman yiyecek getirirler, hastalık olduğunda çiçek, ikisinin arasında da bazı ufak tefek şeyler. Öcü bizim komşumuzdu. Bize sabundan yapılmış iki küçük bebek, bozuk bir saat ile saat zinciri, iki tane uğur parası vermişti ve hayatlarımızı bağışlamıştı ama komşular kendilerine verilenlerin karşılığını verir. Ağaçta bulup aldığımız şeylerin yerine biz hiçbir şey koymamıştık; ona hiçbir şey vermemiştik ve buna üzülüyordum.”


Küçük bir kızın gözünden sevgi, masumiyet, adalet, dostluk bunun yanında önyargı, ırkçılık ve kötülük işlenir ve adaletin ayaklar altında olduğu bugünler belki de bu 1962 başyapıtını tekrar seyredip biraz ilham alıp içimizi rahatlatabiliriz.